Galileo Uyduları; Io, Europa, Ganymede ve Callisto

n

Galileo diye bir adam, 1609 (bazı kaynaklarda 1610) yılında teleskop denen bir alet icat eder. O güne dek kör topal ilerlemiş olan astronomik gözlemler bir anda bambaşka bir boyut kazanır. Elbette teleskop yokken de çok önemli keşifler ve çalışmalar yapıldı. Bunları inkar edemeyiz. Lakin teleskop, gerçekten işin rengini epeyce değiştirdi. Aslında bu uydular çıplak gözle görülebilecek parlaklığa sahiptir, ancak Jüpiter hepsinden çok daha parlak olduğundan ve uydular da açısal olarak gezegenden fazla ayrık olmadığından, görülebilmeleri için gözden fazlasına ihtiyaç vardır.

Galileo uyduları -adı üstünde- Galileo tarafından, teleskopla birlikte keşfedildiler. Uyduların isimleri yine Roma mitolojisinden seçildi; nehir tanrısı Inahos’un kızı Io, Fenikeli güzel kız Europa, Troya kralı Tros’un oğlu Ganymede ve Arkadia Kralı Lykaon’un kızı Callisto.
Bu uyduların yörünge dönemleri oldukça kısadır. Jüpiter’in ekvator düzlemine yakın yörüngelerde ve kısa sürelerde dolandıkları için, gezegenin doğu-batı doğrultusunda düz bir çizgide hareket eder gibi görünürler. Jüpiter ile eş dönme yapan uyduların yörünge dönemleri, kendi aralarında 1:2:4 şeklinde bir orana sahiptir (Callisto hariç). Ganymede 1 tur attığında Europa 2 tur, Io ise 4 tur atar. Bu durumu aşağıdaki ‘gif’le daha iyi anlama şansına sahibiz;

1:2:4 oranlı dönme

Elbette uydular hakkında söyleyecek daha fazla şeyimiz var. Ancak işin teknik kısımlarına çok fazla dalmadan, hepsine kısaca göz atalım şimdi;

IO

Her ne kadar ilk bakışta Mahmut Tuncer ve meşhur ‘Lo’ ünlemini hatırlatsa da, bu dostumuzun adı aslında ‘İo’dur. O yüzden kafanızda karışıklık yaşanmasın.

jwvzr

Bakmayın Mahmut Abi’nin “Winter is coming” moduna! Io’da pek öyle kış havası hakim değildir. Fokur fokur kaynayan volkanik bir yüzeye sahip olan bu bozuk yumurtadan yapılmış omlete benzeyen uydu, Güneş Sisteminin en genç yüzeyli cismidir. Volkanik aktiviteden dolayı yüzeyi sürekli yeni malzemeyle kaplanır. Bu çılgın yaşantısının sebebi, Jüpiter etrafındaki yörüngesindeki uzaklığının dönemli olarak değişmesi, bunun sonucu olarak da maruz kaldığı tedirginlik etkisi yüzünden iç bölgelerinin ısınmasıdır. Yer üzerindeki bir volkandan 100 m/sn hızla çıkan lavlar, yapılan hesaplara göre Io’da 300-1000 m/sn hızlara kadar ulaşabilmektedir.

.

gGezegenin yüzeyindeki o tuhaf renklerin sebebi de, bu volkanizma sonucu fışkırıp yüzeye geri inen kükürtlü bileşiklerdir. Şundaki tipe bakın!

Lav akıntılarının sıcaklığı 1750°ye kadar varabilmektedir. İç bölgelerde ise sıcaklık tahmini olarak  oldukça yüksektir. Sanki yüzeydeki düşükmüş gibi O:)
Uydunun erimiş bir iç yapı üzerinde 100 km kalınlığında bir kabuğa sahip olduğu düşünülmektedir.

Jüpiter’in manyetik alanının Io üzerinde yarattığı etki, uydu üzerinde 5 milyon amperlik bir elektrik akımına sebep olur. Jüpiter’in manyetik alanı, uydu üzerinden son derece yüksek bir hızla geçer ve bu ortak manyetik yapıya ‘Io Torus‘ adı verilir.

 

EUROPA

Bu güzel kızımız sistemin en pürüzsüz cismidir. Yani kendisi kadar cildi de güzelmiş ((: Her ne kadar görüntü olarak, savaştan yüzüne tonla yara alarak çıkmış gibi çizik çizik olsa da, yüzey şekilleri sadece birkaç yüz metredir. Galileo uzay aracından elde edilen verilerle, uydunun saf su buzu ve bunun üzerinde su kristallerinden oluştuğu anlaşılmıştır.

.
vUydunun büyüklüğü iç ısı oluşturabilecek düzeyde değildir. Ancak o bir yolunu bulmuş ve Jüpiter’in tedirginlik etkilerinden faydalanarak kendisine jeolojik bir süreç edinmiştir. Kardeşi Io kadar olmasa da, volkanik bir etkinliğe sahiptir. Ancak tek farkla; Europa’nın volkanları lav değil buz volkanlarıdır.

Yapısı itibarı ile normalde manyetik alan üretebilecek bir cisim değildir. Ancak yine annesi Jüpiter’in manyetosferi içinde hareket ettiğinden, zayıf bir manyetik alan üretebilmektedir. Buradan dolaylı olarak varılan  sonuç, yüzeyin altında bir okyanusun varlığıdır. İç yapısında demir bir çekirdek, bunu saran kayalık bir manto bulunur ve en dışta buzdan bir kabuğa sahiptir. Oksijenden oluşan çok ince bir atmosfer de bulundurmaktadır.

 

GANYMEDE

ganyBu uydumuz diğerlerinden biraz değişik. Yüzeyi, içi buzla dolmuş çarpma kraterleriyle kaplı. Görünüşe göre tam bir savaşçı!
Merkür’den bile büyük olan bu arkadaş, Güneş Sisteminin en büyük uydusudur.

Yüzey yapısı, bir zamanlar uydunun tektonik hareketlere sahip olduğunu göstermektedir. Manyetik alanı Merkür’ün manyetik alanından daha şiddetlidir. Bu da iç yapısında akışkan bir tabakanın varlığına delildir. Tıpkı Europa gibi demir bir çekirdek ve bunu saran kayalık bir mantodan oluşur ve yine tıpkı Europa gibi en dışta buzlu bir kabuk katmanı bulundurur.

.

CALLISTO

.

clKendileri, Jüpiter’in tedirginlik etkilerinden uzak kalmayı başarabilmiştir. Düşük albedosu nedeniyle karanlık bir yüzeye sahiptir (Fotoğraflarda gayet parlak göründüğüne bakmayın yani siz). Callisto üzerinde küçük çaplı kratere az rastlanır. Bu da, bu tip kraterlerin yüzeyden silinmiş olmasını gerektiren bir sürecin varlığına işarettir. Üstelik buzla kaplı yüzeyinin üzerinde bir toz tabakası vardır. Bütün bunlar, yanıtlanmayı bekleyen sorulardır. Europa gibi zayıf bir manyetik alana sahiptir. Ancak verilere göre bu alan, uydunun kendisi tarafından üretilmemektedir. Bir modele göre, buna sebep olan katman, iç yapıdaki su ve amonyak okyanusu olabilir. Fakat bunlar tahminden öteye gitmemektedir, çünkü elimizde olan bilgiler, çok kesin sözler sarf edebilmek için yeterli değildir.

 

Jüpiter’in bilinen 67 doğal uydusu vardır. Voyager gözlemleri ile, gezegenin bir de halkaya sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Bu halkanın sebebi, Io’dan daha iç tarafta bulunan 4 uydudaki meteor çarpmalarıdır. Bu 4 uyduyla beraber Galileo uyduları, Jüpiter’in oluşum aşamasında onunla birlikte oluşmuş olabileceklerine dair güçlü kanıtlar gösterirler. Ancak diğer ufak uyduların  Asteroid Kuşağı’ndan çekilerek yörüngeye oturtulduğuna dair kanıtlar bulunmaktadır.

Yorumlar

Yorum