Haklısın Be Albert Abi!

a

Bir konuda bir iddiada bulunurken, kanıtlarla bunu destekleyebilmek ve haklı çıktığını görmek güzel bir duygudur. Oysa haklı olduğunuz onlarca yıl sonra (mesela 100 yıl sonra) kanıtlansa, bunun size ne gibi bir yararı olacağı da tartışılır. Ancak söz konusu bilimse, o an olmasa bile mutlaka birgün düşüncelerinizin doğrulanmasını umarsınız. Siz faydalanamasanız da, en azından yıllar sonra da olsa birilerinin işine yaramasını istersiniz bunun. İşte Einstein’in “kütle çekim dalgaları” teorisinin başına gelen de bu oldu.  1915’te Einstein’in öngördüğü bu dalgalar, uzay-zaman eğriliğindeki kırışıklardır. Meşhur bir örnek vardır; düz duran bir çarşaf üzerine bir bilye bırakırsanız, çarşaf bilyenin kütlesiyle orantılı olarak aşağıya doğru hafifçe çöker. Eğer daha büyük kütleli bir cisim bırakırsanız (mesela bir karpuz), çarşaftaki eğrilme de artacaktır. Bir de bu kütleyi iteleyerek çarşaf üzerinde dolaştırdığınızı düşünün. Bu defa kütle nereye giderse, oradaki düzgünlüğü bozacaktır. Hele bir de bu cismi olduğu yerde kendi etrafında döndürürseniz tadından yenmez!! Yok, son cümleyi unutun (: Eğer bu cismi kendi etrafında döndürürseniz, bu defa çarşaf cismin etrafına dolanmaya,  yani bükülmeye başlar. Bir de su dalgalarını düşünelim. Suya bir taş attığınızda, dalgalar gittikçe genişleyerek yayılacaktır etrafa. İşte uzayın böyle dalgalanmalarla ve bükülmelerle dolu olduğu tahmin edilir. Bahsi geçen dalgaları gözünüzde bu şekilde canlandırabilirsiniz. Hatta daha doğru bir hayal gücü oluşturmak adına aşağıdaki görseli inceleyiniz;

2-black-holes-gravitational-waves

Einstein’in teorisine göre, çok büyük bir kütle yer değiştirdiğinde, bu değişiklik dalgalanmalar oluşturur ve bu dalgalar uzayda yayılır. LIGO (The Laser Interferometer Gravitational-Wave Observatory) gözlemevinin ve VIRGO adlı girişimölçerin yaptığı çalışmalar, bu dalgaların varlığını kanıtlamaya yönelikti. Yıllarca uzaya lazer ışınları yollayarak interferometreler aracılığıyla sonuç arandı. Sonunda beklenen oldu ve dalgaların varlığı gözlenebildi. Verilen bilgilere göre, 1.3 milyar ışık yılı ötedeki iki kara deliğin çarpışma sesi kaydedildi. Hemen ekleyelim de “Uzayda ses mi yayılırmış yeaa! Atmayın” diye itiraz edecek olanların da içini ferahlatalım; elektromanyetik dalga her yerde yayılır. Bu dalgalar kaydedilir, sonra özel aletlerle sese dönüştürülür. Böylece uzayda meydana gelen herhangi bir vakanın sesini dinleme şansını elde etmiş  olursunuz. Buna yönelik birçok çalışma yapıldı. ‘Gezegenlerin sesleri’ adı altında da internette yayınlandı. Bulup dinleyebilirsiniz. Devam edelim; sesleri kaydedilen bu kara deliklerin, aynı zamanda varlığı henüz ispatlanamamış olan (yani keşfin yapıldığı güne kadar ispatlanamamış olan) kütle çekim dalgalarını yaydığı da  dedektörler tarafından tespit edildi. Bu dalgalar ışık hızıyla hareket ettiğinden evrenin her yerine yayılabilirler. Aslında keşfin tam tarihi dün ya da bugün değil. 1 ay önce dalgaların varlığına dair kanıtlar bulunmuştu. Ancak artık iş resmiyete döküldü ve kesinleşti diyebiliriz.
Peki bugüne kadar neden gözlenemediler?
Teknolojinin yetersizliği diyebiliriz buna. Günden güne ilerliyor bilim dünyası ve her yenilik insanoğluna yeni bir kapı açıyor. Bir de şunu göz önünde bulundurmak gerek; devasa iki yapının çarpışmasıyla ortaya çıktıkları halde bu dalgalar aslında son derece minik…Bu yüzden de keşfedilebilmeleri o kadar da kolay değildi. Ne diyelim; kısmet bugüneymiş (:

Şimdi ESA bu konuda yeni projeleri hayata geçirmeye çalışıyor. Önümüzdeki yıllarda belki çok daha fazla bilgiye ulaşacağız bu konuyla ilgili. Ayrıca bu dalgaların “Büyük Patlama” konusundaki bazı karanlık noktaları da aydınlatması umuluyor. Bekleyelim, görelim…

Yorumlar

Yorum