Halkalı Gezegenler

v

‘Halkalı gezegen’ tamlamasını duyduğumuzda çoğumuzun aklına Satürn gelir. Oysa halkası olan tek gezegen Satürn değildir. Jüpiter, Uranüs ve Neptün, yani gaz devleri olarak bildiğimiz gezegenler de birer halka yapısına sahiptir. Satürn halkalarının hepsinden iyi bilinmesinin nedeni, halkaların görülebilir olmasıdır. Diğer gezegenlerin halkaları karanlık ve ince olduğundan, bunların varlığından  birçok insan haberdar değil.

Hepsine sırayla göz atalım;

SATÜRN

Aslında bunları ilk gözleyen kişi Galileo’ydu, ama bunların halka olduğunu anlayamamıştı. Teleskop teknolojisi henüz yeni gelişmiş, hatta henüz ‘teknoloji’ bile olamamıştı. Galileo, halkaları Satürn’e yapışık bir şeyler olarak gördü ve bunları uydu zannetti. Bundan yıllar sonra Huygens, yaptığı gözlemlerle kazın ayağının öyle olmadığını anladı ve bunun bir halka olduğunu fark etti. Daha sonra ‘bu’ değil ‘bunlar’ gerçeği ortaya çıktı ve aslında tek bir halka değil, iç içe geçmiş bir halkalar sisteminin varlığı keşfedildi.

strnDıştan içe doğru A halkası, B halkası, C halkası gibi isimlerle anılan bu halkaların arasındaki belirgin karanlık bölge, Giovanni Domenico Cassini tarafından ilk kez fark edildiği için, Cassini Ayrımı olarak anılır.
1857’de Maxwell, halkaların bir bütünden oluşan bir yapı olamayacağını teorik olarak gösterdi ve birbirinden bağımsız parçalardan oluştuğu sonucuna vardı. 1895’te James Keeler, yaptığı gözlemler ve elde ettiği tayf ölçümleriyle bunu doğrudan kanıtladı.
Satürn’ün halkaları, Güneş’ten gelen ışığın %80’ini yansıtır. Bu yüzden amatör gözlemciler ya da uzayla ilgili az şey bilenler tarafından bile en iyi tanınan halka sistemidir.  Bu parlaklığın sebebi, halkaların büyük ölçüde buzlardan oluşmasıdır. Gezegenin oluşum aşamasında, uydularda toplanmayı başaramayan artık maddelerden oluştuğu düşünülen halkayı meydana getiren parçalar, 1 cm ile 5 m arasında değişik boyutlarda ölçülmüştür. 10 cm boyundaki parçalar ağırlıklıdır. Şu anda bütün bu parçaların bir araya gelip bir uydu oluşturamıyor olmasının sebebi, gezegene olan yakın yörüngeleridir. Bu bölgede çeşitli kuvvetler devreye girer ve herhangi bir uydu yapısının oluşmasını engeller. ( Ayrıntı için Roche Limiti yazımıza bakabilirsiniz)
A, B ve C halkaları birbirine benzer görünse de, bunların kimyasal olarak birbirinden çok farklı ve karmaşık olduklarına dair veriler vardır. Bu verilerin çoğunu Pioneer 11, Voyager 1 ve Voyager 2’ye borçlu olduğumuzu da söylemeden geçmeyelim.
A ve B halkaları arasında, bahsettiğimiz Cassini Ayrımı bulunur. Burası boşluk gibi görünen, ama aslında boşluk olmayan bir bölümken,  A halkası kendi içinde Encke Boşluğu isimli bir boşluk bulundurur. F halkasında ise, birbirine dolanmış 5 tane şerit görünümü veren karmaşık bir durum görülür. Bunlar, F halkası içindeki uydulardan kaynaklıdır ve bunlara çoban uyduları denir. Prometheus ve Pandora uyduları…Encke Boşluğu içindeyse Pan adlı uydu bulunur ve boşluğun oluşmasının sebebi bu haylaz uydudur. Mitolojide Pan, çobanların tanrısıdır ve ne zaman nereden çıkacağı belli olmayan, afacan bir çocuk gibidir. Uydunun varlığı bir süre tahmin edilmişse de, kendisini yakalamak zor olmuş ve  en sonunda yakalandığında da, ismini bu afacan tanrıdan almıştır.
Bir de bu bahsi geçenler dışında D, E ve G halkaları vardır. Voyager araçlarıyla keşfedilen bu halkalardan D halkası, en iç kısımda yer alır ve son derece sönüktür. E ve G halkaları ise en dışta yer alırlar. E halkası, Satürn’ün uydusu Enceladus’un yörüngesini içinde barındırdığından, bu halkanın kökeninin uyduda bir zamanlar etkin olan su gayzerleri olduğu düşünülmektedir.

URANÜS ve NEPTÜN

Uranüs’ün halkaları, bir tesadüf sonucu keşfedilmiştir. Uranüs’e ait bazı özelliklerin ölçülmesi için izlenen bir ‘yıldız örtmesi’ olayı, halka yapısının varlığını ortaya koymuştur. Uranüs 3 temel halkadan oluşur. Halkayı oluşturan parçacıkların boyutu, 0.1 ile 10 metre arasında değişir. Halkalar Roche Limiti’nden daha içeridedir ve bunlarda izlenen sarmal yapıların, yine çoban uyduları tarafından oluşturulduğu düşünülmektedir.

asas

Voyager 2 tarafından gönderilen, Uranüs halkalarının görüntüsü

Neptün halkaları da bir yıldız örtmesi sonucu gözlenmiştir. Sistem, Uranüs’te olduğu gibi 3 temel halkadan oluşur. İçteki diğerlerine göre daha sönüktür. Halkaları oluşturan parçacıkların boyutu 1 µm ile 10 m arasında değişmektedir.

as

Voyager 2 tarafından gönderilen, Neptün halkalarının görüntüsü

Bu iki gezegenin halka sisteminin bu kadar sönük olmasına sebep olarak, ‘ışınım kararması‘ adlı olay gösterilmektedir. Bu olaya göre manyetosfer tarafından yakalanan serbest elektronlar, halkadaki buzlarla etkileşime girer. Bu elektronlar metan buzlarına hızla çarptığında, karbon bileşiklerini açığa çıkartır. Bu bileşikler, yine bir karbon bileşiği olan kömürün yansıtma değerine yakın değerlere sahip olduğundan,  halkaların gözlenmesi zorlaşır.

JÜPİTER
Jüpiter son derece ince bir toz halkaya sahiptir. Bu halka 1 µm boyutundaki silikat parçalarından oluşur. Güneş ışığını yansıtma konusunda çok zayıftır ve Yer’den gözlenemez. Halkanın oluşma sebebi, iç kesimde yer alan 4 uyduda oluşan meteor çarpmalarıdır.

Jupiterringsgalileo

Yorumlar

Yorum