Jüpiter

jj

Jüpiter, Roma mitolojisindeki en büyük tanrıdır. Yani Yunan mitolojisindeki Zeus’a denktir. Bu koca gezegenin ismi de buradan gelmektedir. Güneş’e yakınlık sırasına göre 5. sırada bulunur. Jüpiter’i görebilmek için gözünüzden başka herhangi bir optik aygıta ihtiyaç yoktur. Sirius’tan bile parlak şekilde, karşı konum zamanlarında izlenebilir. Ancak yine de bir dürbün ya da teleskobunuz varsa tadından yenmez!

gk

Güney kutup noktasından manzara

Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan meydana gelen, karmaşık görünen bir atmosferi vardır. Aslında kutup bölgelerinden alınmış fotoğraflara baktığınızda, bu yapının çok da karman çorman olmadığını, kendi içinde belli bir düzene sahip olduğunu görebilirsiniz.

Atmosferindeki hava akımları çok uzun yıllar sürebilir. Bunların en meşhuru da, 300 yılı aşkın süredir devam etmekte olan Büyük Kırmızı Leke’dir.bn

Çap ve kütle bakımından Güneş Sisteminin en büyük gezegenidir Jüpiter. Albedo değeri %52’dir ve Güneş’ten gelen ışığın yarıdan fazlasını yansıtır. Satürn, Uranüs ve Neptün ile beraber gaz devleri sınıfına dahildir. Dolaylı ölçüm ve modellemelere göre, kütlece %2.6’sından oluşan yoğun ve kayalık bir çekirdeğe sahip olduğu tahmin edilmektedir. Bu çekirdek yarı akışkan bir tabakayla sarılmıştır ve bu tabaka çeşitli bileşiklerden oluşur. Merkezde basıncın 70 milyon atm olduğu düşünülmektedir. Manyetik alanı son derece güçlü olan gezegen, bilinen 67 tane doğal uyduya sahiptir. Bunlardan en ünlüleri diyebileceğimiz Io, Europa, Ganymede ve Callisto; Galileo Uyduları olarak bilinir. Satürn’ünki kadar meşhur olmasa da, Jüpiter de bir halka yapısına sahiptir.

b

NASA’dan güzel bir aile fotoğrafı

Bugüne kadar çeşitli uzay araçlarıyla yakın geçiş ve incelemeler yapılmış olsa da, atmosferinin altındaki yapıya dair çok net bir bilgi elde edilememiştir. Önümüzdeki günlerde Juno ile yapılacak incelemeler sonucunda, bu koca bebekle ilgili daha fazla bilgi elde etmeyi umuyoruz.

 

MERAKLISI İÇİN DETAYLAR

Jüpiter son derece ilgi çekici bir gezegen…Detaylarına girmek için nereden başlayacağıma bile karar veremedim bir an (: Umarım konuyu dağıtmadan ve sizi sıkmadan anlatabilirim.

Sistemimizin en büyük gezegeninden bahsettiğimizi belirtmiştik. Biraz daha büyük olsa, neredeyse nükleer reaksiyonlar başlatıp bir yıldız olabilecek olan bu dev gezegenin ekvatordaki çapı yaklaşık 143.000 km, kutuplardaki çapı ise yaklaşık 134.000 km’dir. Tıpkı Mars’ta olduğu gibi, Yer’den gözlenebildiği en iyi zamanlar, karşı konum zamanlarıdır. Hatta şöyle de güzel görünür yavrularıyla birlikte kerata!

f

Ay, Jüpiter ve Galileo uyduları

Jüpiter’in 1 yörünge dönemi 11.86 yıldır. Ekvator bölgesindeki dönme dönemi 9 saat 50 dakika 28 saniyedir ve sistemdeki en hızlı dönme dönemi budur. Ancak kutup bölgelerinde dönme dönemi farklıdır ( 9 saat 55 dakika 41 saniye). Bu farklılığa ‘diferansiyel dönme‘ denir ve bu bize Jüpiter’in katı bir cisim olmadığını söyler.  Gezegenin ortalama yoğunluğu, Yer’in ortalama yoğunluğunun dörtte biri kadardır. Yine bu bilgi de, gezegenin kayalık yapıdan çok gaz yapısıyla öne çıktığının kanıtıdır. Atmosferinde %86 oranında hidrojen ve %13.6 helyum bulunur. Atmosfer demişken…Çoğunuzun tanıdığı Büyük Kırmızı Lekeden bahsetmeden geçmeyelim, değil mi? Leke 300 yılı aşkın süredir varlığını sürdürüyor. Ancak dönem dönem büyüklüğünde, hatta renginde değişimler gözleniyor. İlk defa 1664 yılında Robert Hooke tarafından gözlenen bu leke, gezegen ekvatorunun 22° güneyinde bulunur. Yer’den 4 kat kadar büyük olan lekeye dair veriler Voyager 1 tarafından alınmadan önce, gezegen yüzeyinin gaz olmadığına inanılıyordu. (Gerçi günümüzde hâlâ tuhaf tuhaf gerekçeler ileri sürerek gezegenin gaz olmadığını savunan, ilgi çekmeye çalışan tipler de çıkmıyor değil. Gülüp geçelim..)


Gezegenin atmosferi Voyager 1 ve Voyager 2, Pioneer 11 ve Pioneer 12, Galileo, Cassini gibi uzay araçlarıyla gerek yakın geçişlerle, gerekse yörüngeye oturtma yöntemiyle birkaç defa incelenmiş, hatta atmosfere bir de sonda gönderilmiştir. Galileo uzay aracından alınan bilgilere göre, leke, çevresindeki bulut yapılarından 50 km daha yüksektedir ve bir yüksek basınç alanıdır. Saat yönünün tersine döner. Kuzeyindeki rüzgârların batıya, güneyindekilerin ise doğuya doğru estiği gözlenmiştir.Bu hava hareketinin yüzlerce yıldır sürmesi, atmosferin altında etkileşime girecek ve rüzgârların hızını kesecek büyük bir katı yüzey olmamasına bağlanmaktadır.
Gezegenin atmosferindeki bir başka dikkat çekici yapı da kahverengi ve beyaz ovallerdir. Güney yarım kürede hakim olan beyaz ovaller, diğer bölgelere nazaran daha düşük sıcaklıktaki yüksek bulutlardır. Kuzey yarım kürede hakim olan kahverengi ovaller ise, üst katmandaki ‘delikler’dir ve bu açıklıklardan bakıldığında, daha derindeki sıcak bölgeler görülebilmektedir. Gezegenin genel olarak fiziksel görüntüsüne, kalın ve ince değişik renkli çizgiler hakimdir. Bu çizgilerin nedeni konveksiyon hareketleridir. Açık renkli bulut kuşakları, iç kısımlarda ısınarak yükselen havayla oluşurken, koyu renkli kuşaklar da bunun aksine, üst bölgelerde soğuduktan sonra alçalan havayla oluşur. Yapılan gözlem ve ölçümlerle anlaşılmıştır ki, gezegenin atmosferine 3 katman hakimdir;

-En üstte, donmuş amonyak kristallerinden oluşan bulutlar
-Amonyum hidrosülfit bulutları
-Tahminen donmuş su kristallerinden oluşan bulutlar…

Evet, su burada da karşımıza çıktı, ancak su var diye Jüpiter’de yaşamayı düşünmek çok da akıllı işi değil sanırım 😉
1993’te, gezegenin atmosferine (belki de iç yapısına) dair bilgi verebileceği beklenen bir olay gerçekleşti; Shoemaker-Levy 9 Kuyruklu Yıldızı, gezegenin yakınından geçerken çekim kuvveti yüzünden 23 parçaya ayrılarak Jüpiter’in üzerine düştü. Parçalanmadan sonra alınan tayfsal veriler, örneğin kükürt izleri, bunların, çarpan kuyruklu yıldızda mı yoksa gezegenin kendi yapısında mı olduğu konusunda bir ipucu veremediğinden, bu olay bir anlamda boşa gitmiş oldu. Bundan 2 yıl sonra ise Galileo, Jüpiter atmosferine bir sonda bıraktı. Sonda, üstteki bulut katmanının 200 km altına inene kadar veri göndermeye devam etti, ancak sonrasında sondayla bağlantı kesildi. Yine de sonda, derin atmosfer katmanlarındaki rüzgârların çok hızlı olduğuna dair veriler göndermeyi başardı. Evet; 650 km/sa gerçekten büyük bir sayı. 1 saatte Ankara’dan İstanbul’a gidebilir, hatta daha öteye geçebilirdik bu şekilde. Darısı toplu taşıma araçlarının başına!
gg

Bu sonuç sayesinde, Jüpiter’in rüzgârlarını doğuran sebebin, gezegenin kendi iç ısısı olduğu da anlaşılmıştır. Sondanın ulaştırdığı ilginç bir sonuç ise, bazı asal gazların Jüpiter’de, Güneş’tekinden 3 kat daha fazla olduğudur. Bunun nedeni henüz çözülemese de, şöyle bir teoriyle açıklanmaya çalışılmıştır; Jüpiter, Güneş Bulutsusu oluşurken, şu an bulunduğundan çok daha uzak bir konumda oluşmuş ve ‘gezegen göçü’ gerçekleştirerek, diğer cisimlerle olan etkileşmesi sonucu daralan yörüngesiyle, bugün bulunduğu yörüngeye oturmuştur.

Gezegenin iç yapısına yukarıda bir miktar değinmiştik. İçeride bulunduğu düşünülen ve Yer’den biraz daha küçük çapa sahip olan çekirdekle, ayrıntılarına değindiğimiz atmosfer tabakaları arasında  elektrik akımlarının olduğu biliniyor. Buradan dolaylı olarak varılan sonuç, gezegenin güçlü bir manyetik alana sahip olduğudur. Bu durum doğrudan ölçümlerle de kanıtlanmıştır. Eğer gezegenin manyetik alanını gözümüzle görme şansımız olsaydı, dolunaydan 16 kat büyük bir alanda bunu görebilecektik. Gezegenin manyetosferi, Güneş’e doğru 3.7 milyon km’ye, diğer tarafa doğru ise 1 milyar km’ye kadar uzanır. Bu mesafe manyetosferin, Satürn’ün yörüngesini bile geçtiğini gösterir. Yerinizde olsam Jüpiter’e sataşmam :p

Manyetik eksenle dönme ekseni arasında 11°lik açı vardır. Manyetosferde Van Allen benzeri kuşaklar bulunur. Tıpkı Yer’de olduğu gibi kutup ışımaları görülür.

j


Yazı fazla uzun ve sıkıcı bir hal almasın diye, Galileo Uyduları’nı bir başka yazıya sakladım. O konuya bu linkten gidebilirsiniz. Halka yapısını da o yazıda anlatmayı tercih ettim. Yine önemli bir konu olan Juno konusuna da bir başka yazıda değinmeyi daha uygun buldum. O yazıya da bu linkten gidebilirsiniz.
Şimdilik benden ve Jüpiter’den bu kadar! Buraya kadar sabredip okuyan herkese teşekkür ederiz.

Yorumlar

Yorum