Mars

mr

Güneş’e yakınlık sırasına göre dördüncü gezegen olan Mars, Arapça’da Merih olarak bilinir. Güneş’e olan ortalama uzaklığı yaklaşık 230 milyon km’dir. Güneş etrafındaki turunu 687 günde tamamlar. Ekseni etrafındaki bir tam dönüşü ise 24 saat 39 dakika ve 35 saniyedir. Kızıl Gezegen olarak da adlandırılan Mars’ın, neden kızıl olduğuyla ilgili olarak şu yazımıza göz atabilirsiniz.

Genel olarak özelliklerine bir bakalım; ince bir atmosfere sahip gezegenin belirgin bir manyetik alanı yoktur. Ancak gözlemlerden, daha eski dönemlerde iki kutuplu bir manyetik alana sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Mevsimleri Yer’in mevsimlerine çok benzer, ancak süre olarak onlardan ikişer kat daha uzundur. Phobos ve Deimos adlı iki uyduya sahip olan Mars, Güneş Sisteminin bilinen en büyük volkanik dağı olan Olympus Mons’a ev sahipliği yapmaktadır. Aktif bir volkanik geçmişe sahiptir, ancak günümüzde bu durum geçerliliğini yitirmiştir. Güneş Sistemi

om

Olympus Mons

gezegenleri arasında en çok ilgi çeken gezegenlerden biri olan Mars’a bugüne dek birçok uzay aracı gönderilmiştir. Yaşam barındırma olasılığının yüksek olduğu düşünülen gezegende, kutuplardaki donmuş karbondioksit (kuru buz) tabakasının altında su buzu olduğuna dair deliller vardır. Birçok bilim kurgu esere konu olan bu esrarengiz gezegene ilerleyen yıllarda koloni kurulması gibi projeler, bilim dünyasında ciddi bir yer tutmaktadır. Bu konuya ilgisi olanlar,  bu yazımıza ve bu yazımıza da göz atmak isteyebilirler.

DETAYLAR

Kemerlerinizi bağlayıp arkanıza yaslanın! Benim için kısa, ama okumayı sevmeyenler için uzun bir yazı geliyor. Bilimi seven, ama okumayı sevmeyen insanları anlamakta güçlük çektiğimi de belirtmeden geçemeyeceğim.

Mars bugüne dek insanoğlunun en çok ilgisini çeken gezegenlerden biridir, çünkü insanoğlunun ‘başka gezegenlerde yaşam’ takıntısına cevap verebilecek özelliklere sahiptir. Peki neymiş bu özellikler? Şuymuş; öncelikle -yukarıda bahsedildiği gibi- derinlerde bir yerlerde sıvı su bulundurma ihtimali yüksek olan bir gezegendir, ki genel olarak bu durum atmosferde oksijen bulundurma koşuluyla birlikte ele alındığında, yaşam ihtimalini oldukça güçlendiren bir durumdur. Ekseni etrafındaki tam dönüş süresi Yer’inkine yakındır. Mevsimleri -daha uzun olsalar da- Yer’in mevsimleriyle benzerlik gösterir.

Sözün özü; genel olarak birçok açıdan Yer’e benzediğinden, Mars yakasını insanların elinden bir türlü kurtaramayan bir gezegen. Açıkçası bazen acımıyor değilim kendisine. Daha 1800’lü yıllarda Schiaparelli adlı İtalyan astronom, gözlemleri sırasında Mars yüzeyinde kanal benzeri düz yapılar gördüğünü söyleyerek, Mars’ta ‘zekî canlılar’ fikrini ortaya atmıştır. Bu kanal benzeri yapıların, bu canlılar tarafından yapılan ileri düzeyde mühendislik yapıları olduğu iddiasıyla insanların kafasını boş yere karıştırdığını söylemeye sanırım gerek yok. Zira 20. yüzyılın başlarındaki gözlemlerle anlaşılmıştır ki, bu yapıların birbiriyle bağlantısı yoktur ve göz yanılgısına sebep olan karanlık dağınık lekelerden ibarettir hepsi. Yine de insanoğlu Mars’ta ille de çok gelişmiş canlıların bir zamanlar (hatta belki hâlâ) yaşadığı saplantısından bir türlü kurtulamamıştır.

Bu kadar fantastik sohbetten sonra, gezegenin yapısıyla ilgili detaylara inebiliriz. Mars, Güneş etrafındaki turunu yaklaşık 687 günde tamamlar demiştik. Yörüngesinde dolandığı bu süre içinde, Merkür ve Venüs gibi bir iç gezegen olmadığından, en güzel gözlemlenebildiği zaman, karşı konumda bulunduğu zamandır. Karşı konum dediğimiz durumu, Ay’ın dolunay evresi gibi düşünebilirsiniz. Atmosferi aşırı derecede ince olduğundan, Yer’den yapacağınız bir gözlemde, gezegenin yüzey şekillerini de görebilirsiniz, çünkü buna engel olacak kadar yoğun bir bulut katmanına sahip değildir Mars.

Untitled-1

Soldaki fotoğraf 40 cm’lik bir teleskopla yeryüzünden, sağdaki ise Hubble Teleskobu ile çekilmiştir.

Mars’ın yörünge dönemi, Yer’inkinden hemen hemen iki kat uzundur. Bu da mevsimlerinin de bizdekilerden ikişer kat uzun olduğu anlamına gelir. Sizi bilmem, ama ben iki kat uzun bir kış yaşamak istemezdim kesinlikle. “Winter is coming” cümlesinin gerçekten korkutucu olduğu tek yer, bana göre Mars’tır dostlar!
Pathfinder aracının aldığı verilere göre, gün doğumundan hemen önce -76 °C olan sıcaklık, akşam üzeri -10 °C’ye kadar yükselebilmektedir. Kuzey ve güney kutup yaz sıcaklıkları eksili değerlerde olmakla beraber, ikisi arasında 50 derecelik bir fark bulunur. Bunun sebebi gezegende sık rastlanan toz fırtınalarıdır. Hortum benzeri fırtına
yapılarıyla atmosfere kadar çıkabilen tozlar, Güneş ışınlarını engeller ve güney kutbundaki sıcaklıkların belli değeri aşmamasına sebep olur.

Gezegenin atmosferi oldukça incedir demiştik. Yine de bu atmosferin belli bileşenleri vardır: %95.3 karbondioksit, %2.7 azot ve %2 argon, oksijen,su buharı ve karbonmonoksit…Bir zamanlar atmosfer yapısının Yer’dekine benzer olduğu düşünülmektedir.  Venüs konusunda görmüştük ki, bir zamanlar Venüs’ün atmosferi de Yer’deki atmosferle benzerlik göstermekteydi. Ancak zamanla iki gezegenin farklı süreçler geçirip farklı şekilde evrimleşmeleri nedeniyle Venüs bugün bir cehennem prototipi haline gelmiştir. Mars’ta ise durum bunun biraz tersi gibi gelişmiştir diyebiliriz. Oradaki durumun aksine, Mars hızlı bir soğuma sürecine girmiş ve volkanlarla döngüsü sağlanan gazların çoğu, kayaçlarında hapsolmuştur. Bu durum karbondioksidin atmosferde gittikçe azalmasına ve sera gazı etkisinin de gittikçe zayıflamasına yol açmış, böylece gezegenin ısısı da düşmeye başlamıştır. Sıcaklık düştükçe atmosferdeki su buharı da yağışlarla sürekli olarak yüzeye inmiş ve beraberinde daha fazla karbondioksidi atmosferden ayırmıştır. Bunun sonucunda atmosfer giderek incelmiş ve Güneş’ten gelen ışınıma karşı oldukça geçirgen olmuştur. Bu ışınım, atmosferde bulunan moleküllerin parçalanmasına yol açarak atomlar halinde uzaya kaçmalarına neden olmuş, kaçamayan oksijen atomları ise gezegenin yüzeyine inerek, orada bulunan demirce zengin kayaçlarda oksitlenme yoluyla, gezegenin bugünkü bakır rengini almasını sağlamıştır.

Mariner araçlarıyla Mars’a yapılan ziyaretler, gezegenin yüzeyinin çarpma kraterleriyle dolu ve çok yaşlı olduğu bilgisini bize ulaştırdı. Mars Global Surveyor aracıyla çıkartılan topografik haritada, güney yarım kürenin kuzey yarım küreden yaklaşık 5 km daha yüksek olduğu görülmüştür. Çeşitli incelemelerle varılan sonuca göre, bu durumun sebebi, kuzey yarım kürenin daha genç bir yapılanmaya sahip olmasıdır.
Gezegen volkanik bir geçmişe sahiptir demiştik. Ancak burada görülen volkanlar, levha tektoniğiyle bağlantılı olan Yer volkanları gibi değildir. Venüs üzerindeki ‘sıcak nokta volkanizması’ burada da etkilidir.
Güney yarım kürede bazı bölgelerde yerel olarak manyetik alan bulunmaktadır, ama gezegenin geneline bakıldığında manyetik alanın olmadığı görülür. Uzak bir geçmişte manyetik alana sahip olduğu düşünülen gezegen, soğuma sürecinden geçtiği için iç sıvı katmanları katılaşmıştır ve bu da gezegenin manyetik alanını kaybetmesinin nedenidir.


Mars yüzeyinde kurumuş nehir yatakları ve benzeri yapılar bulunur. Bunlar, bir zamanlar yüzeyde sıvı su bulunduğuna kanıt olarak görülür. Yine bazı başka yüzey şekilleri de geçmişteki sıvı suyun varlığına delildir. Suyun yüzeyde sıvı olarak bulunabilmesi için basınç ve sıcaklık parametrelerine bakmak gerekir. Mars’ta bu ikisi de son derece düşüktür ve bu da suyun sıvı halde bulunmasına imkân vermez. Kutuplardaki kuru buz başlıklarının altında su buzu bulunduğu bilinmektedir. Ancak kışın üstteki tabaka tamamen donduğundan, su buzu katmanını görmek pek mümkün olmamaktadır. Yazın ise kuru buz tabakası buharlaşır ve altından su buzu tabakası ortaya çıkar. Ancak bu tabakanın kalınlığı hakkında bir bilgi edinilemediğinden, su buzu katmanının hacmini hesaplamak mümkün değildir.

Untitled-2

Soldan sağa ayaktakiler: Phobos ve Deimos (:

Mars’ın, gezegene yakın yörüngelerde dolaşan iki adet uydusu vardır; Phobos ve Deimos. Amerikalı astronom Hall tarafından keşfedilen uydular küresel şekillerde değildir ve üzerleri çarpma kraterleriyle kaplıdır. Gezegenle olan etkileşimlerinden dolayı Phobos gittikçe Mars’a yaklaşırken, Deimos ondan uzaklaşmaktadır. hesaplamalara göre Phobos’un 40 milyon yıl kadar sonra, Mars yüzeyine düşeceği öngörülmüştür.

 

Yorumlar

Yorum