Paralel (Çoklu) Evrenler

A-parallel-universe-Ancient-Coded

Büyük Patlama bizim evrenimizin başlangıcı olabilir, ancak her şeyin başlangıcı sayılabilir mi? Gözlemlediğimiz evren dışında başka evrenler de olabilir mi ya da Büyük Patlama bir başlangıç değil de, sadece bir ara geçiş dönemi mi? Filmi patlamanın öncesine doğru geriye sararsak, en fazla nereye kadar gidebiliriz ve karşımıza ne çıkar? Evrenin durup dururken ortaya çıkıp genişlemeye başlaması fikri, birçok bilim insanı için fazla belirsizlik içeren rahatsız edici bir durumdu ve doğal olarak buna bir çözüm, daha doğrusu yanıt bulunması gerekiyordu. Bu ve benzeri sorunlar, bilim insanlarını cevap aramaya itti ve sonuçta karşımıza “paralel veya çoklu evrenler” hipotezi hatta hipotezleri çıktı.


Bir görüşe göre, paralel evrenleri oluşturan evrenler birbirine bağlıdır ve tek bir sistemin parçasıdır. Diğer bir görüşe göreyse, bu evrenler aynı anda ve eşit gerçeklik düzeyinde var olur. Bu görüş, Young Deneyi’ndeki elektron davranışlarının gözlemciye bağlı değişimine benzetilebilir. Buna göre elektron iki delikten birinden geçmeyi seçebilir, ama hangisinden geçerse geçsin eşit olasılığa sahip bu durumlardan ikisi de gerçekçidir. Bunlar Everett tarzı evrenlerdir. Kuantum dalgalanmaları, çoklu evrenler fikrine zemin hazırlayan bir başka fikirdir. Buna göre dalgalanmalar oldukça, şu anda var olan, gözlemleyebildiğimiz her şeyin de bir kopyası oluşacaktır. Bu kopya evrenlerde, bu evrende olamadığınız her şeyi olabilmeniz ihtimali vardır. Burada, herhangi bir olayda karşınıza, örneğin iki seçenek çıkmışsa ve siz birini seçmişseniz, kopya evrende diğer seçeneği tercih ederek onun sonucunu yaşıyor olabilirsiniz. Bunlara Tegmark evrenleri denir. Dördüncü tür evrenler ise matematiksel evrenlerdir ve bunlarda fizik yasaları da buradakinden farklıdır. Bunlara Linde evrenleri denir. Wheeler’in düzenleyici evren kuramı da buna dahildir.

Temsili Paralel Evrenler

Temsili Paralel Evrenler

Buraya kadar okuduklarınızdan kafanız karıştıysa, şöyle bir sınıflandırma yaparak bu karışıklığı gidermeye çalışalım; çoklu evrenler aslında 3 türlüdür:

1 – Mesafeyle birbirinden ayrılan evrenler

2 – Boyut farkıyla birbirinden ayrılan evrenler

3 – Hem mesafeyle hem de boyutla ayrılan evrenler.

1. grup, Evrenimizdeki galaksilerin birbirinden ışık yılları kadar uzak mesafelerde yer aldığı şekilde, aralarında mesafe olacak şekilde yapılanmıştır. Bu mesafeleri yine ışık yılı cinsinden ifade etmek mümkündür. 2. grup evrenler, üst üste binmiş ya da iç içe geçmiş gibi düşünülebilir. Bu evrenler birbirinden zaman ve hız farkıyla ayrılır. Dolayısıyla bir üst evrene geçmek için hızlanmak gerekir. 3. gruptaysa, ilk iki grubun tüm özellikleri bir arada bulunur ve hepsi aynı anda geçerlidir.

Çoklu evrenler kuramı, Evrenin başlangıcındaki enerjinin nereden geldiği sorusuna cevap verir. Şöyle ki; özel görelilik kuramıyla bağlantılı olarak düşünüldüğünde alanda yeteri kadar uygun enerji varsa, bu bir parçacık – karşı-parçacık çiftine dönüşebilir ve bu çiftler, enerjileri başka bir çeşit alan enerjisine
dönüşünce, yok olarak etkileşebilirler. Kuantum belirsizliğine göre, boş uzayın enerjisi kesin bir değere sahip olamaz. Ancak “sıfır” kesin bir değerdir. Bu durumda boş uzay sandığımız ortam, aslında bu kısa ömürlü parçacıklardan oluşan bir alandır. Eğer bu durum geçerliyse, Evren bir kuantum dalgalanmasıdır. O halde başlangıçta olan şey muazzam enerjili bir patlama değil, bir kuantum dalgalanmasından ibarettir. Eğer bu kuram doğruysa, sonsuz sayıda evren vardır ancak, gözlemci bunların hepsini aynı anda algılayamaz.


Bütün bunların yanında, kara deliklerin de farklı evrenlerle bir bağlantısı olduğunu düşünenler var. Dünyaca ünlü bilim insanı Hawking’e göre, kara deliğe düşen herhangi bir şey ya kara deliğin ucunda bir holograma dönüşür ya da alternatif bir evrende ortaya çıkar. Şimdilik bu konuda kesin bir karara varmak mümkün değil gibi… Kuantum fiziği daha iyi anlaşılıp açıklandıkça, kareler de bir bir yerine oturacak gibi görünüyor.

Yorumlar

Yorum