Roche Limiti

jptr

Eskiden Satürn denince hemen aklımıza o şirin halkalar gelirdi, ancak gelişen teknolojiyle öğrendik ki, gaz devlerinin tümünde de birer halka sistemi varmış. “Peki neden bunlarda var da bizde yok?” şeklinde minicik  bir kıskançlık krizi geçirmeden önce işin aslını öğrenelim de boşuna kendimizi üzmeyelim.
Şimdi bir cisim düşünelim; bu cisim bir gezegenin etrafında dolanıyor olsun. Cismi oluşturan parçacıkların birbirlerine uyguladıkları çekim kuvveti, bir arada durmalarını sağlama eğilimindedir. Ancak gezegene yakın bir parçacık çiftiyle daha uzak bir çift arasındaki mesafeden dolayı, gezegenin bunlara uyguladığı kuvvet, iki parçacık çifti için de farklı olacaktır (tedirginlik etkisi). Bu durumda gezegene yakın olan çift arasındaki uzaklık, diğer çiftin arasındaki uzaklıktan daha fazla olma eğilimindedir. İşte Roche Limiti‘nin devreye girdiği nokta, parçacıkların “Gel bu yana, gel!” diye birbirlerine uyguladığı kuvvetle, gezegenin bunlara “Hayır, ölürüm de bırakmam” diyerek uyguladığı kuvvetin dengede olduğu noktadır. Ancak eğer cisim gezegene bu limiti aşarak fazlaca yaklaşırsa, tedirginlik kuvveti, parçacıklar arasındaki kütle çekim kuvvetini yener ve cismin parçalanması kaçınılmaz son olur. İşte gaz devi gezegenlerin etrafındaki halkalar, Roche Limiti’ni aşan büyük boyutlu cisimlerin un ufak olmasıyla oluşmuştur.

.
Eğer Ay Yer’den uzaklaşmak yerine, ona yaklaşıyor olsaydı (yaklaşık 18.500 km kadar), uzak bir gelecekte bizim de bir halkamız olacaktı. Aynı şekilde Neptün’ün Tirton uydusu da yaklaşık 3.5 milyar yıl sonra limiti aşacak ve kaçınılmaz sonla tanışacak.

Peki bu limitlerin sınırı nedir?
İşte burada bazı sayısal değerlerden bahsedilebilir :

Roche Limitleri ; Jüpiter için 175,000 km, Satürn için 150,000 km, Uranüs için 62,000 km ve Neptün için 59,000 km’dir. Örnek olarak 7 Haziran 1992 günü Shoemaker – Levy Kuyruklu Yıldızı’nın  Jüpiter’e çarpmadan önce gel-git kuvvetleri nedeniyle Roche Limiti içinde parça parça olması gösterilebilir.

Yorumlar

Yorum