Uranüs

Uranus

Uranüs, Güneş Sisteminde, Güneş’e yakınlık olarak 7. sırada bulunur. Bu gezegen de adını yine bir Yunan tanrısından almıştır. Ekseni etrafındaki 1 tam turu 16 saat sürer.  Diferansiyel dönmeden dolayı, iç bölgelerde bu süre 17 saatten biraz fazladır. Kütlesi, 14.5 Yer kütlesine eşittir ve 51,118 km’lik çapıyla bir buz devidir. 1781’de Herschel tarafından tesadüfen bulunan gezegeni Herschel, başlangıçta bir kuyruklu yıldız sanmışsa da, sürdürdüğü gözlemleri sonucunda, yeni bir gezegen keşfettiğini anlamıştır. Aslında gezegen, daha önce başkaları tarafından da görülmüş, ancak sönük bir yıldız olduğu düşünülmüştür. Kısmet Herschel’eymiş ( :

800px-William_Herschel01

Frederick William Herschel

Uranüs atmosferi %82.5 hidrojen ve %15.2 helyuma oranına sahiptir. Sahip olduğu %2.3 oranındaki metan ise, gezegen yüzeyindeki yeşil-mavi rengin kaynağıdır. Gezegene bakıldığında pürüzsüz bir yüzey gibi görünen atmosferin üst katmanlarında sıcaklık -218° C’dir.

Uranüs, ekseni etrafında, kutup bölgesi Güneş’e dönük şekilde dönen ilginç bir gezegendir. Diğer gezegenlerde ekvatorun yörüngeye eğikliği 20’li 30’lu sayılarda, hatta tek haneli rakamlarda seyrederken Uranüs’te bu sayı 98°dir. Yani gezegen, diğerlerine kıyasla yan yatmış gibi görünür. Bunun sebebi olarak, gezegenin oluşum aşamasında bir başka cisimle çarpışmış olması ihtimali üzerinde durulmaktadır.

Uranus_clouds
Uranüs’ün Yer’den daha büyük bir kütleye sahip kayalık bir çekirdek, bunu saran sıvılaşmış su ve amonyak içerikli manto ve mantonun da dışında sıvılaşmış hidrojen, helyum ve sıvı metan içerikli bir katmandan oluştuğu düşünülmektedir. Voyager 2 gözlemlerinden elde edilen sonuçlardan, gezegenin manyetik ekseniyle dönme ekseni arasında çok büyük bir açı olduğu bilgisi edinilmiştir. Bunun sebebinin de yine, gezegenin çok eski zamanlarda maruz kaldığı büyük çarpışmalar olabileceği düşünülmektedir. Satürn gibi, Uranüs de bir halka sistemine sahiptir. Ancak bu halkalar ince ve sönük olduğundan pek görülmezler. Bu konuyu ‘Halkalı Gezegenler’ adlı yazımızda incelemiştik. Ayrıntılar için oraya göz atabilirsiniz.

Uranüs’ün bilinen 27 tane uydusu vardır.

MERAKLISI İÇİN DETAYLAR

Yukarıda atmosfere ait bazı özelliklerden bahsettik. Atmosferin -218°C’deki sıcaklığı, burada yer alan amonyak ve suyun katılaşarak iç bölgelere doğru indiğinin bir göstergesidir. Bunun sonucu ise, gezegen yüzeyinde bulutsuz ve pürüzsüz bir yapının izlenmesidir. Arada bir çok zayıf olarak görülen bulutların kökeni, damlacıklar şeklinde yoğunlaşan metandır.

Dönme ekseninin eğikliği, 84 yıllık yörünge döneminde gezegenin her mevsiminin 21 yıl sürmesine sebep olur. Bu, yaz mevsimi için harika olsa da 21 yıl süren bir kışı düşünmek bile istemiyorum, ama Stark Hanedanı için güzel bir yerleşim bölgesi olabilir 😉 Hubble ile alınan verilere göre, gezegene düşen Güneş ışığının artması, gezegen atmosferinde fırtınaların da artmasına yol açmaktadır. Bunun anlamı, dev gezegenlerin fırtına oluşturan enerji kaynağının Güneş ışınları olmasıdır. Gezegende ölçülen en yüksek rüzgârın hızı, saatte 700 km’dir. Gezegenin albedo değeri %56’dır.

Uranüs; Jüpiter ve Satürn gibi bir gaz devi olarak anılsa da, ortalama yoğunluğu bu iki gezegeninkinden daha fazladır. Buradan Uranüs’ün, bileşiminde daha fazla ağır metal bulundurduğu sonucu çıkabilir. Ancak bu, oluşum koşulları ve bugün bulunduğu yörünge göz önüne alındığında, açıklama gerektiren bir durumdur. Bu da bizi şu noktaya götürür; Uranüs’ün oluşum aşaması, bahsi geçen iki gezegene oranla daha uzun sürmüştür. Bu uzun süreçte bir yandan çekirdek oluşurken, bir yandan da hafif elementler sürekli olarak uzaya kaçmış, böylece gezegenin bileşiminde ağır elementler baskın kalmıştır. Ancak burada karşımıza bir sorun çıkar; bunun olabilmesi için gereken süre, Güneş Sisteminin yaşından daha büyüktür. Bilim insanları buna da bir açıklama bulmakta gecikmemişler ve sorunu çözmüşlerdir. Bu açıklamaya göre, Uranüs, Güneş Sisteminin oluşumu sırasında, bugün bulunduğu yerde değil, daha iç bölgelerde oluşmuş ve oluşum aşaması sürerken, o sırada oluşmakta olan Satürn ve Jüpiter’in çekim etkileri nedeniyle daha dış bir bölgeye savrulmuştur. Geldiği bölgede hidrojen ve helyum bolluğu düşük olduğundan, bu hafif elementleri bünyesine katamamış ve oluşumunu burada sonlandırmıştır. Bütün bu koşullar, Neptün için de aynen geçerlidir.

Gezegenin manyetik alanıyla ilgili yukarıda bahsi geçen durumlara ek olarak şunu söyleyebiliriz; gezegenin manyetik ekseniyle dönme ekseni arasındaki 59°lik büyük sayılabilecek açı bilim insanlarına, gezegenin manyetik kutbunun değişme aşamasında olduğunu düşündürmektedir. Düşük olan iç basınç, hidrojeni metalik karaktere büründüremeyecek seviyede olduğundan, manyetik alan kaynağının sıvı buz içeren manto katmanı olduğu düşünülmektedir. Burada bulunan amonyağın da etkisiyle beraber mantodaki akışkan hareketler, gezegenin manyetik alanını oluşturmakta etkilidir.

Voyager 2’nin verilerinden sonra Uranüs’ün Miranda, Ariel, Umbriel, Titania ve Oberon uydularının varlığı bilinmekteydi. Ancak daha sonra yapılan çalışmalarla bilinen uydularının sayısı 27’ye kadar çıktı. Bu uydular oldukça sönük cisimler olduklarından, isimlerini Shakespeare’nin oyunlarındaki hayalet karakterlerden aldılar. Bir başka yazıda uyduların genel özelliklerine de değinmek niyetiyle, sizlere şimdilik veda ediyorum.
Uranus_Earth_size_comparison

Yorumlar

Yorum