Venüs

vns

Adını eski Roma tanrıçalarından biri olan Venüs’ten alan gezegen, Güneş’e yakınlık bakımından ikinci sıradadır. Merkür, Yer ve Mars ile birlikte, karasal gezegenler sınıfında yer alır. Yer’den izlenebilen en parlak cisimlerden biridir. Ekseni etrafında son derece yavaş dönen gezegenin manyetik alanı yoktur. Uydusu da olmayan bu gezegende, 1 Venüs günü yaklaşık olarak 117 Dünya günü sürmektedir.
İleri düzeyde sera etkisinin yaşandığı gezegende, yüzey sıcaklığı genel olarak 460°C civarındadır. Atmosferinin %96’sı karbondioksit, %3.5’i azot ve kalan kısmı da diğer gazlardan oluşur. Gezegen, ismini bir tanrıçadan aldığı için, üzerinde bulunan yüzey şekillerine de genellikle kadın isimleri verilir (Bunun tek istisnası, gezegendeki en yüksek dağa James Clerk Maxwell’in adının verilmiş olmasıdır). Hatta üzerindeki kraterlerden biri, ismini Halide Edip Adıvar’dan almıştır.
Yüzeyinde hâlâ aktif volkanlar olduğu bilinen bu kızgın gezegen, ‘Zühre’, ‘Çoban Yıldızı’, ‘Çolpan’, ‘Akşam Yıldızı’ ve ‘Sabah Yıldızı” gibi birçok isimle anılır.

DETAYLAR

Gezegene ait daha teknik detaylara da bir göz atalım, ne dersiniz? Sen…Arkadaki “Hayır deriz” diyen arkadaş! Hayır diyeceksen ne işin var yahu burada?! Diğer grubu şöyle aşağıya alalım hemen;

Merkür konusunda bahsettiğimiz gibi, gezegenin en iyi izlenebilme zamanı, en büyük uzanım açılarına ait konumlarda bulunduğu zamanlardır. Bu açı Merkür’de maksimum 28° olduğu için görülme süresine önemli ölçüde bir kısıtlama getirirken, Venüs’te 47°ye kadar çıkması, gezegenin uzun süre rahatlıkla gözlenebilmesini sağlar. Merkür konusunda da bahsi geçmiş olan bu uzanım açısının ne olduğunu da bir şekil üzerinde görelim yeri gelmişken;

Untitled-1

Evet…Yine Merkür konusunda bahsi geçmiş olan transit durumu, Yer ile Güneş arasında bir yörünge izlediği için, Venüs’te de geçerlidir. Ancak Venüs geçişleri yaklaşık 100 yıl arayla gerçekleşir. Bu yüzden nadir bir olaydır. Çiftler halinde olan ve aralarında 8 yıl bulunan bu geçişler en son 6 Haziran 2012’de gözlenmiştir. Bir sonraki geçiş ise 2117 yılında beklenmektedir. Acelemiz yok, bekleriz :p

Venüs, ekseni etrafında son derece yavaş döndüğünden manyetik alan üretemez. Kendi ekseni etrafında retrograt, yani saat yönünde döner -ki sistemimizdeki gezegenlerin dönüş yönü prograt, yani saat yönünün tersinedir- Bunun sebebi olarak, büyük boyutlu bir cismin Venüs’e çarparak dönme yönünü değiştirmesi fikri ortaya atılmışsa da, bunun doğruluğunu kanıtlayacak bir ize henüz rastlanmamıştır.
Çok kalın bir atmosfere sahip gezegende su bulunmadığına dair bilgiler mevcuttur. Gece ve gündüz ısı farkının olmaması, bu kalın atmosferin ısıyı konveksiyon yoluyla taşımasından kaynaklanır.

Yüzeyde hâlâ volkanizmanın var olduğu Venera 11, Venera 12 ve Pioneer Venus Orbiter araçlarıyla elde edilen bilgilerden anlaşılmaktadır. Bu etkin volkanlar atmosfere sürekli olarak kükürtlü bir içerik pompalar. Atmosfer büyük ölçüde bu şekilde biçimlenmektedir. Yine de volkanların büyük bir kısmı günümüzde etkin değildir.
1990 yılında yörüngeye oturtulan Macellan uzay aracının gönderdiği veriler, yüzeyin 3 boyutlu haritalarının çıkartılmasında etkili olmuştur.

1

NASA’nın arşivinden Venüs’ün yüzey fotoğrafı

VENÜS’TE SU VAR MIYDI?

Yer ve Venüs’ün oluşum aşamalarını karşılaştırdığımızda ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor;
başlangıçta Venüs atmosferinin Yer atmosferine benzediği ve su bulundurduğu düşünülmektedir. Yani ilk zamanlarda Venüs volkanlarından da, Yer volkanlarında olduğu gibi su buharı çıkışı olmaktaydı. İlkel Güneş’in ışınım gücünün, şu andakinden daha düşük olduğu tahmin edilmektedir. Bu bilgi ışığında, Venüs’te de başlarda sıcaklığın düşük olduğu ve okyanus oluştuğu düşünülmektedir. Peki ne oldu da, hemen hemen aynı yapıya sahip bu iki gezegen bu kadar farklı yollardan hayatlarına devam ettiler? Yer volkanlarıyla atmosfere salınan gazların bir kısmı, yağışlarla birlikte okyanus tabanına inerek orada karbonatlı kayaçları oluşturur. Venüs’te de başlarda süreç bu şekilde işlemekle beraber, Güneş’in ışınım gücünün gittikçe artması neticesinde, okyanus tabanlarındaki gazlar buharlaşarak atmosfere karışmaya başlamış ve böylece yoğun bulutlar oluşturarak sera gazı etkisini de beraberinde getirmiştir. Hem Güneş’in ışınım gücünün gittikçe artması, hem de bunun sürekli olarak gazları buharlaştırarak sera etkisi oluşturması döngüsüyle yüzey gittikçe ısınmış ve artık okyanuslar sıvı halde kalamaz olmuş, böylece buharlaşarak atmosfere karışan okyanus tabanındaki gazlar, işleri -deyim yerindeyse- iyice çığrından çıkartmış ve kontrolden çıkmış bir sera etkisi oluşturmuştur. Bu süreç sonrasında atmosferde toplanan su buharı molekülleri de Güneş etkisiyle parçalanmış, hafif olan hidrojen atomları uzaya kaçmış, kalan oksijen atomları da farklı atomlarla farklı bileşikler oluşturmuştur. Sürecin sonucu ise bugün gördüğümüz manzaradır; atmosferindeki suyu kaybeden gezegen, tüm karbondioksit bileşimini atmosferinde topladıktan sonra bir doyma noktasına ulaşmış ve yüzey sıcaklığını 460°C civarında sabitleyerek şimdiki haline gelmiştir. Kısaca, Venüs’ün şu anda içinde bulunduğu cehennem benzeri durumun sebebi, bir zamanlar yüzeyinde su bulundurmasıdır. Oldukça ilginç bir durum. Günün birinde Dünya’da da koşullar bunu gerektirebilir. Çok şükür ki, uzak bir gelecekte…

Elbette tüm gezegenler için olduğu gibi, Venüs için de çok daha fazla detay yazılabilir. Ancak şu ana kadar yazdıklarımız, genel olarak astronomi meraklıları için başlangıç aşamasında yeterli olacak bilgiler. Bu yüzden lafı daha fazla uzatmıyoruz ve yeni yazılara yelken açıyoruz izninizle O:)

Yorumlar

Yorum