Yeni Başlayanlar İçin Dürbün ve Teleskop

b

Gözlem yapmak istiyorum. Dürbün mü, yoksa teleskop mu? Neden?

Bu konu hakkında çok sık soru geliyor. O yüzden cevapların hepsini bir yerde toparlamayı uygun gördük. Önce dürbünle başlayalım ve neden teleskoptan önce dürbün tavsiyesinde bulunduğumuzu anlatalım.

Her şeyden önce, en önemli konuya değinmek istiyorum. Optik aletler (daha doğrusu mercekler) ışığı bir noktaya odakladığı için, Güneş ışığı karşısında sıkıntılı durumlara yol açabilirler. Bu yüzden ister çıplak gözle olsun (göz de bir çeşit mercektir), ister gözlükle veya dürbünle olsun, ister teleskopla olsun, uygun Güneş filtresi almadan ASLA GÜNEŞ’E BAKMAYINIZ. BU KALICI KÖRLÜK SEBEBİDİR.

Devam edebiliriz.

Diyelim ki maymun iştahlı bir insanız ve her şeyden çabucak sıkılıyoruz. Biraz da şımarığız ve sıkılacağımızı bile bile giriyoruz her işe.
mt
Bir dürbün alıyoruz, gökyüzünü biraz izliyoruz ve bunu yapmaktan sıkıldığımızda da dürbünü bir kenara atıp hayatımıza devam ediyoruz. Ne oluyor bu durumda? Teleskop için tonla para bayılmaktan kurtulmuş oluyoruz.

Gelelim diğer ihtimale; tuttuğumuz işi hakkını vermeden bırakmıyoruz. Yaptık mı en iyisini yapmayı seviyoruz ve konumuz açısından en önemlisi de şu ki; gökyüzüne aşığız. Bu durumda yine bir dürbün alıyoruz ve bir de yıldızların yerini belirleyebileceğimiz bir atlas ya da uygulama ediniyoruz.

Gök atlası nedir, neye benzer, yenilir mi içilir mi diyenler için;
gk

“Yok, ben öyle eski moda şeylerle uğraşamam” diyenler için de teknoloji imdadımıza yetişiyor. Bilgisayar ve cep telefonu için çeşitli uygulamalar mevcut. Bilgisayar için özellikle tavsiye edebileceğim uygulama: Stellarium.

Untitled-3

Bakmayın bu sade görüntüye, birçok özelliği mevcut menü çubuğunda

Stellarium işinizi büyük ölçüde görecektir. Cep telefonu içinse SkEye, Sky Map, Star Tracker gibi uygulamalar mevcut. Yeri gelmişken söyleyelim; ISS Detector adlı uygulamayla da, Uluslararası Uzay İstasyonu’nun bulunduğunuz konumdan gözlenebileceği gün ve saatleri takip edebilirsiniz.

c

SkEye

Bu uygulamaları kullanabilmek için telefonunuzun GPS ve pusula ile uyumlu çalışan bir sensörü olmalıdır. Onun da var olup olmadığını şu siteden öğrenebilirsiniz. Yapmanız gereken, kendi telefon marka ve modelinizi bulup “features – sensors” satırında “gyro” ve “compass” ifadelerinin olup olmadığına bakmak. Varsa şanslısınız.

Buraya kadar bahsettiğim uygulamalar, gökyüzünde neyin nerede olduğunu öğrenebilmeniz için gerekenler. Yeni başlayanların izlemesi gereken bir yol bu. Önce öğreneceğiz ki sonra detaylara dalabilelim, değil mi? Bunlardan başka çok çeşitli uygulama, program ve sayfalar da var uzayı izleyebilmek için oluşturulmuş. Ancak yazımızın konusu gereği şimdilik bu kadarından bahsetmekle yetiniyoruz.

Şimdi; bir dürbün ve de gök cisimlerinin yerlerini saptamamızı sağlayacak bir uygulama ya da atlasımız var elimizde. Bundan gerisi bize kalmış. İster sabahlara kadar dürbün gözümüzde, komşular tarafından
röntgenci olmakla suçlanana kadar takılırız (ki sakın komşu gözetlemeye kalkışmayın), ister –varsa– arabamıza biner, gözlemimizi daha karanlık ve uygun bir yerde yaparız…Dediğim gibi, gerisi bize kalmış.

Diyelim ki birçok şey öğrendiniz, dürbün artık yetmemeye başladı ve daha fazlasını görmek istiyorsunuz, o zaman artık bir teleskop almayı hak ettiniz demektir.

Peki, bunları alırken dikkat edilmesi gereken bir şeyler var mı?

Olmaz mı!

Dürbünle başlayalım. Dürbünler hakkında en çok sorulabilecek soru, dürbünün üzerindeki sayılarla ilgili  sanırım. Dikkat ettiyseniz bir dürbünün üzerinde 7×30, 9×63 gibi birtakım sayılar bulunur. Nedir bunlar?
Bunlardan ilki, dürbünün büyütme gücüdür. İkincisi ise objektif açıklığıdır. Yani 7×30‘dan anlamamız gereken şudur; bu dürbün 7 kat büyütüyor ve 30mm’lik bir çapa sahip.

Doğal olarak aklımıza “ne kadar çok büyütürse o kadar iyi” düşüncesi geliyor, ama bunun da yan etkileri var. Fazla büyütme gücüne sahip bir dürbünde, görüntü de daha fazla bulanıklaşmaya ya da karanlıklaşmaya başlayacaktır. Üstelik bu dürbünü eliniz titremeden, sabit bir şekilde kullanabilme ihtimaliniz eflatun bir timsah görme ihtimalinize yakındır. Tripod gerektirirler ve bu da ekstra masraf anlamına gelir, ama “Benim için sakıncası yok” diyenler için iyi bir seçim olabilir tabi.

Bir de bazı dürbünlerin üzerinde 12-60×70 şeklinde üçlü bir sayı sistemi görürsünüz. Bu da dürbünün 12 kat büyütmeden başlayarak 60 kata kadar zoom yapabilme yeteneğine sahip olduğu anlamına gelir.

Konumuz astronomi olsa da, dürbünü kuş gözlemciliği ya da doğa sporları için kullanmak isteyenlere de önerimiz var; kuş gözlemciliği için 8×40 veya 8×42’lik bir dürbün işinize yarar. Bunlar küçük ve rahat kullanıma sahip, net görüntü veren dürbünlerdir.
Doğa sporları için 8×24 veya 10×25 kullanabilirsiniz. Tabi su geçirmez versiyonunu edinebilirseniz tadından yenmez!

Astronomi için 7×50’den başlayan ve daha büyük objektif açıklığına doğru giden (70 mm, 80 mm vesaire) bir dürbün ideal olacaktır. Büyütme artarsa, yukarıda değindiğimiz sorunlar ortaya çıkacağından 10x gibi özelliklerin sizi baştan çıkarmasına izin vermeyin.

Dürbünler hakkında söylenebilecek çok fazla şey yok. Yani elbette birçok teknik özellikleri var, ama ne amaçla kullanacağınıza karar verdikten sonra, seçmesi daha kolay…Ancak mümkünse internetten değil bir dükkandan alın ve almadan önce deneyin. Zira optik aletlerde her zaman mercek hatalarına rastlanabilir. Bu da can sıkıcı bir hal alabilir gözlem esnasında.

Odaklama düğmesiyle oynayıp görüntüde sorun olup olmadığını kontrol edin. Mercek kenarlarına doğru, orada olmaması gereken bir renk cümbüşü var mı diye bakın. Görüntünün çift olmamasına dikkat edin. Kaplama malzemesinin kalitesi de önemli. Bakarak bunu anlamak zor olsa da, biraz da olsa kendini hissettirir diye düşünüyorum. Ancak dediğim gibi, mutlaka bizzat gidin ve kontrol ederek alın. Yoksa pişman olursunuz.

iyi

Bu duruma gelmeyin.

Gelelim esas meseleye…

Teleskop alırken nelere dikkat etmemiz gerekiyor?

Teleskoplar da dürbünler gibi, yapımlarında fiziğin optik dalının esas alındığı aletler. Bu yüzden ayna ve mercek gibi optik aletler kullanılarak yapılıyorlar. Öyle olunca da ayna ve merceklerin avantaj ve dezavantajlarına da sahip oluyorlar. Peki neler olabilir bunlar?

Önce nasıl göründüklerine bir bakalım. Bu bir aynalı (reflektör) teleskop;
cel
Bu ise bir mercekli (refraktör) teleskop;
g
Bunlardan başka yok mu? 1 tane daha var. O da hem aynalı, hem mercekli olan katadioptrikler;
me
Avantaj ve dezavantajlara geçmeden önce, bazı kavramlara da bakalım.

En çok gelen soru tipi:
“60 mm’lik teleskopla ne görebilirim?”

Bunların hepsini detaylı şekilde yazacağım, ancak önce bu milimetre olayını bir açıklığa kavuşturalım. Bir teleskopta en önemli şey açıklıktır. İster çap deyin, ister açıklık…Önemli olan bunun ne kadar büyük olduğudur. Teleskoptan ilk ve en önemli beklenti, olabildiğince çok ışık toplamasıdır. Bunun yolu da olabildiğince büyük bir objektif çapından geçer. 60 mm, 70 mm gibi sayılar işte bu çapı ifade eder. Yani 60 mm’lik bir teleskopla görebilecekleriniz, 130 mm’lik bir taneyle görebileceklerinizden çok daha az olacaktır.

Bir başka önemli husus da odak uzunluğudur. Bir teleskopta odak uzunluğu ne kadar fazlaysa, göreceğiniz alan o kadar dar olur. Şekille görelim nedenini;
obj
Şimdi kısaca bir göz atalım artı ve eksilerine.

MERCEKLİ TELESKOPLAR

Mercekli teleskoplar uyumlu tiplerdir. Bunların bakımı kolaydır, fazla naz yapmazlar. Kapalı bir tüp sistemine sahip oldukları için hava akımlarından etkilenmezler, kolay kolay iç taraftan tozlanmazlar. Mercek sabittir. Size ayarlanmış şekilde gelir ve bir daha uğraşmanıza gerek kalmaz. Bu nedenle görüntü de kaliteli olur. Aynalı teleskopta olduğu gibi ikincil aynası yoktur, bu da gelen ışığın azalması gibi bir durumu ortadan kaldırmış olur. Görüntü düz olur, yani yeryüzü gözlemi de yapabilirsiniz bunlarla.

Buraya kadar saydıklarıma bakılınca çok tatlı bir aygıt gibi gelmiş olabilir, ama elbette sorunlu yanları da var. Bakalım neymiş:

Yukarıda bahsettiğim bir açıklık kavramı vardı hani… Ne kadar ekmek, o kadar köfte hesabınca, açıklığı iyi olanın daha iyi olacağından bahsetmiştim. İşte mercekli bir teleskopta öyle kafanıza göre kocaman bir çapı olan mercek bulamazsınız. Bunların yapımı maliyetlidir. Üstelik de mercek büyüdükçe ağırlık da korkunç şekilde artacaktır. Yani eğer büyük açıklıklı mercekli bir teleskop yapılsa bile, -kaba tabirle- eşek ölüsü gibi olacağından bunu yerinden oynatamazsınız. Zira mercek büyürse tüpün uzunluğu ve boyutu da onunla beraber büyüyecektir.

Bir başka sorun, merceklerde görülen renk sapıncı kusurunun, bu teleskoplarda da görülmesidir. Gözünüzü bozma derecesine bile gelebilirsiniz.

Odak uzunluklarının fazla olması, astrofotoğrafçılığa izin vermeyecektir.

Daha sevimsiz olan esas sorun, bunlarla Ay ve gezegenlerden fazla bir şey göremeyeceğiniz gerçeği. Eğer galaksi falan göreyim diyorsanız, mercekli teleskop almayı aklınızdan bile geçirmeyin.

AYNALI TELESKOPLAR

Aynaların yapımı merceklere göre daha ucuzdur. Bu yüzden bu teleskoplar, aynı objektif açıklığa sahip bir mercekliyle kıyaslandığında, daha ucuza gelirler. Çap bakımından daha avantajlıdırlar. Büyük çaplı bir aynalı teleskop bulabilirsiniz. Merceklilerde böyle bir şansınız yok.

Bu teleskoplar astrofotoğrafçılığa uygundur. Taşınması kolaydır, ama aynayı yerinden oynatmamak için siz yine de fazla çekiştirmeyin oraya buraya.

Renk sapıncı fazla olmadığından parlak bir görüntü verirler.

En önemlisi, derin uzay gözlemleri için idealdir bunlar. Galaksileri, çift yıldızları ve birçok katalog objesini bunlarla görebilirsiniz.

Ancaaaaak…
Bunlar kaprisli sevgili gibidir; yorarlar. Açık tüp sistemine sahip olduklarından aynaları hava akımlarından etkilenir, tozlanır, zamanla sağa sola kımıldanmaya başlarlar. Sürekli kolimasyon, yani ayar yapmak durumunda kalırsınız.

Kurulumları biraz karışık olabilir.

Ters görüntü verdiklerinden “Çıkayım doğaya da kurdu kuşu izleyeyim” diyemezsiniz. İkincil aynaların varlığı, topladıkları ışığın da azalmasına neden olur.

Peki bunlardan hangisi daha iyi? Tabi ki ikisinin de avantajlarını bünyesinde barındıran katadioptrikler.
Yalnız bunların da bir kusuru var ki, çok pahalılar :/

tlHa, bir kusurları da, yine ikincil aynaları yüzünden ışık kaybına sebep olmaları.

Gelelim hangi teleskopla, neyi ne kadar göreceğinize.

60-70 mm teleskop ile görebilecekleriniz

Güneş Sisteminde;
-Uygun bir Güneş filtresiyle Güneş lekeleri,
-Venüs’ün evreleri,
-Ay’daki küçük kraterler,
-Jüpiter üzerindeki bulut kuşaklarının bir kısmı ve Galileo uyduları,
-Satürn’ün halkaları,
-Küçük, yeşilimsi noktalar halinde Uranüs ve Neptün.

Yıldızlar;
-2 yay saniyesi ayrıklığındaki çift yıldızlar,
-11.5 kadire kadar olan yıldızlar.

Derin uzay nesneleri;
-Büyük küresel yıldız kümeleri,
-Bazı parlak bulutsular,
-Messier objeleri.

80-90 mm teleskop ile görebilecekleriniz

Güneş Sisteminde;
-Uygun bir Güneş filtresiyle Güneş lekelerinin yapısı,
-Merkür’ün evreleri,
-Ay’daki nehir yatağı benzeri çizgiler ve genişliği 3 milden küçük kraterler,
-Mars’ın kutup başlıkları ve karşı konumda görülebilecek karanlık yüzey yapıları,
-Jüpiter’in bulut kuşaklarının biraz daha ayrıntısı, uydularının transiti esnasında Jüpiter üzerine düşen gölgeleri,
-Satürn’ün 4-5 tane kadar uydusu,
-Çok küçük diskler şeklinde Uranüs ve Neptün.

Yıldızlar;
-1,5 yay saniyesi ayrıklığındaki çift yıldızlar,
-12 kadire kadar olan yıldızlar.

Derin uzay nesneleri;
-Onlarca yıldız kümesi, salma bulutsuları, gezegenimsi bulutsular, galaksiler,
-Tüm Messier objeleri, bazı NGC objeleri

100-130 mm teleskop ile görebilecekleriniz

Güneş Sisteminde;
-Ay’daki çizgi, kubbe ve diğer bazı yapılar,
-Mars yüzeyinden daha fazla karanlık bölge ayrıntısı,
-Jüpiter bulut kuşaklarından daha fazla ayrıntı,
-Satürn üzerinde zor fark edilen bulutlar,
-Bazı sönük kuyruklu yıldız ve meteorlar

Yıldızlar;
-1 yay saniyesi ayrıklığındaki çift yıldızlar,
-13 kadire kadar olan yıldızlar.

Derin uzay nesneleri;
-Yüzlerce yıldız kümesi, bulutsu ve galaksiler (kimi galaksilerin spiral yapıları)
-Birçok NGC ve IC objesi

150-200 mm teleskop (ya da 170- 235 katadioptrik) ile görebilecekleriniz

Güneş Sisteminde;
-Ay üzerinde biraz daha detay,
-Mars üzerinde geniş bulut yapıları ve kum fırtınaları,
-Satürn’ün 6-7 uydusu,
-Galileo uyduları (biraz daha net ve parlak)
-Bazı sönük asteroidler biraz daha parlak olarak,

Yıldızlar;
-1 yay saniyesinden daha küçük ayrıklıktaki çift yıldızlar,
-14 kadire kadar olan yıldızlar.

Derin uzay nesneleri;
-Bazı küresel yıldız kümeleri neredeyse merkezlerinin görülebileceği ayrıklıkta,
-Bazı bulutsu ve galaksilere ait detaylar.

250 mm teleskop ile görebilecekleriniz

Güneş Sisteminde;
-Ay üzerinde 1 milden çok daha küçük ölçekteki yapılar,
-Mars’taki küçük bulutlar ve yüzey detayları ve uydular,
-Jüpiter’in bulut ve halkalarına ait detaylar,
-Satürn’deki Enke Ayrımı,
-Neptün’ün uydusu Triton,
-Sönük bir yıldız şeklinde Plüto.

Yıldızlar;
-0.5 yay saniyesi ayrıklığındaki çift yıldızlar,
-14.5 kadire kadar olan yıldızlar.

Derin uzay nesneleri;
-Binlerce yıldız kümesi, bulutsu ve galaksi (hemen hemen tüm NGC ve IC objeleri)
-Bazı bulutsuların sönük renkli bölgeleri,

Genel olarak bu şekilde olmakla beraber, teleskobunuza ekleyeceğiniz birtakım ek aletler bu durumu biraz değiştirebilir.

Evet…Başka ne söylenebilir, bir düşünelim.

Teleskoplarda iki seçeneğiniz var. Bunlardan biri, gözlemini yapacağınız cismin dik açıklık ve sağ açıklık gibi değerlerini girip, arkanıza yaslanıp, teleskobun bunları sizin için bulmasını izleyeceğiniz otomatik bulucuya sahip teleskoplar. Diğeri ise her işi manuel, yani elle kendinizin yapması gerekecek olan tipler. Eğer işi en zor haliyle öğreneyim, kolayı zaten yapılır diyenlerdenseniz ikinci tipi tercih edin. İlk tip, otomatik vitesli araba gibidir. Size fazla iş kalmaz, ama zevkini de alamayabilirsiniz.

Görüldüğü üzere, teleskop alımına karar vermek biraz meşakkatli bir iş. Teleskoptan ne beklediğiniz, neyi ve ne kadarlık bir alanı gözlemek istediğiniz, bütçeniz gibi birçok unsuru bir arada değerlendirmeniz gerekiyor. Bu yüzden tavsiye istemek yerine, bütün bu yazılanları mantık süzgecinden geçirerek kendiniz karar vermelisiniz. Ben size kalkıp çok harika bir teleskop öneririm, ama sizin buna harcayacak 22 bin liracığınız olmayabilir (:

Hangi Marka, Hangi Fiyat?

Bir de marka ve fiyat soranlar oluyor. Ben Celestron sahibi olarak bu markayı önerebilirim, ancak diğer markalar hakkındaki bilgileri, bunları kullanan kişilere sormak gerekeceğinden o konuda yorum yapmamayı tercih ediyorum. Sizi yanıltmak istemem bilmediğim konu hakkında fikir beyan edip. Yalnız şunu söyleyebilirim; bazı kitapçılarda, oyuncakçılarda falan, Nat-Geo’nun teleskopları satılıyor. Ucuz diye bunları almayın. Beklentilerinizi karşılamaz. Ne demiş adam: Ucuz mal alacak kadar zengin değilim ^^

Fiyatlara gelince…Mağazalarda genellikle dolar üzerinden değerlendirildiğinden fiyatlar sürekli değişiyor. İnternet üzerinden alacaksanız, yine markaya ve siteye bağlı olarak değişiyor. Kendiniz inceleyip bakarsanız daha faydalı olur. Hatta eğer mümkün olabiliyorsa, doğrudan satışını yapan ve teleskopla birlikte gelen bazı merceklerin nasıl kullanılacağını bilip anlatan birilerinin olduğu bir yerden almaya çalışın.

Son olarak eklemek istediğim bir konu daha var: Işık kirliliği. Büyük şehirlerde yaşayanların başının belası olan bu olay, maalesef gözlem koşullarını zorlaştırıyor. Eğer şehrin göbeğinde yaşıyorsanız ve arabanız ya da gidip gözlem yapabileceğiniz uzak bir yerlerde köy eviniz falan yoksa, bu tür aletlere para vermemenizi öneririm. Bunlara vereceğiniz parayla, yakınlarda varsa bir rasathaneye gidip gözlem yapmanız bile daha faydalı olacaktır.

Umarım yardımcı olabilmişimdir bu yazıyla sizlere. Sıkılmadan okuyup buraya kadar gelebilmiş olanlara teşekkürler (:

 

Yorumlar

Yorum