Gök Taşları ve Meteor Yağmurları

Asteroit, ‘Uzayda, bir gezegenden daha küçük olan kayalık nesne’ şeklinde tanımlanır. Yörüngeleri genellikle Mars ve Jüpiter arasındadır ve “Asteroit Kuşağı” mensubudurlar. Küçük gezegenler olarak da anılırlar. “Başımıza taş yağacak” deyiminin bir anlamda gerçekleşmesine sebep olan bu taşlar, uzayın derinliklerinden kopup gelirler ve bazen mezosfer tabakasında sürtünme etkisiyle yanarak tamamen ufalanırlar, bazen de bu yolla yok olamayacak kadar devasa boyutlarda olurlar -ki bu türden olanlar, yeryüzündeki yaşamın bile sonunu getirebilecek potansiyel tehlikeye sahiptir. Meteor dediğimiz cisimler ise bu duruma neden olamazlar. Şimdi farklarına bir göz atalım.

Gök taşı, meteor ya da meteorit…Bu isimleri tüm gökyüzü meraklıları mutlaka duymuştur. Tabi bir de “Aralarında bir fark var mı bunların acaba?” diye düşünenleriniz olmuştur. Hemen söyleyelim; evet, var. Meteor, atmosfere giren ancak yere ulaşamayan gök taşlarına verilen addır. Meteorit, atmosferden geçmekle kalmayıp tamamıyla yere ulaşan gök taşıdır. Bir de meteoroid vardır ki, bu da atmosferden geçtikten sonra yere kısmen, yani bazı parçalarıyla ulaşabilen gök taşıdır.

Atmosferimize yılda birkaç bin meteor girebilir. Bu taşların geldikleri yerler farklı olabileceğinden, yapıları da
birbirinden farklıdır. Genel olarak 3 tür meteorit vardır:

1- Metal meteoritler…Ağırlıklı olarak demir, fosfor, nikel ve kükürt içerirler ve ele geçen örneklerin hemen hemen %5’ini oluştururlar.

2- Taş meteoritler…Bunlar eldeki örneklerin %93’ünü oluştururlar. Kondrit ve akondritler olarak iki çeşidi vardır. Kondritler, demir silikat, sodyum silikat, magnezyum silikat ve kalsiyum içerirler. Karbonlu çeşitleri de vardır. Akondritler ise, dünya bazaltlarıyla benzerlik içeren bir yapıya sahiptir. Kondritlerde bulunan ve adına kondrül denen küçük kürecikleri içermezler.

3- Karışık meteoritler…Bunlar da piroksen ve olivin içeren %2’lik kesimdir.

Meteoritler çoğunlukla çok yaşlıdır ve sistemimizin oluşumuyla ilgili bilgiler içermeleri muhtemeldir. Ancak 1815’te Fransa’ya, 1865’te Hindistan’a, 1911’de Mısır’a ve 1962’de Nijerya’ya düşen dört tanesinin yaşı diğerlerine göre oldukça gençtir (1.3 milyar). Bilim insanları bunların kökeninin Mars olduğunu öne sürmüşler ve yapılan analizler sonucu, yapılarının gerçekten de Mars’ta bulunan elementlere uygunluk gösterdiğini görmüşlerdir.

Meteorlar tek tek dolaşıp geçerken gezegenimize uğramaya da karar verebilirler, meteor yağmuru olarak bize görsel bir şölen sunanları da vardır. Meteor yağmurları, genellikle kuyruklu yıldızlardan arta kalan enkazlardır ve yörüngeleri belli olduğundan her yıl aynı tarihlerde dünyamızdan görülebilirler. Genellikle geldikleri yönde bulunan takımyıldızdan isim alırlar; Perseid, Geminid gibi… 2016 yılının ilk meteor yağmuru (Quadrantid ismiyle anılır), 3-4 ocak tarihlerine gözlemlendi. Bir sonraki ise 22-23 nisanda olacak. Eğer hava açık olursa, en yakın rasathaneyi ziyaret etmenizi öneririz.

Hey, Bizi Facebook’ta Takip Eder misin!

antalya escort