Novalar ve Süpernovalar

Astronomide, değişen yıldızlar konusunun patlayan değişenler alt başlığı altında incelenen nova ve süpernovalar,  bir yıldızın yaşam evrelerindendir.

Değişen yıldızlar, parlaklıkları zaman içinde artan ya da azalan yıldızlardır. Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Yine bu nedenler, yıldızın iç yapısından kaynaklanıyor olabileceği gibi, dıştan kaynaklı da olabilir. Bu başlık altında incelenebilecek çeşitli yıldızlar var, ama biz sadece nova ve süpernovaları inceleyeceğiz.

NOVALAR

Novanın astronomik karşılığı “yeni yıldız“dır.

Novalar değişen çift yıldızlar kategorisine girerler. Çift yıldızlar, bir ortak kütle merkeziyle birbirleri etrafında dolanan 2 yıldızdan oluşan sistemlerdir. 3 ya da daha fazla yıldızdan oluşan sistemler ise çoklu sistemler olarak anılır.

Novalar genellikle bir beyaz cüce ve bir anakol yıldızından oluşur. Yoldaş bileşen dediğimiz anakol yıldızımız, baş bileşen dediğimiz beyaz cüceye madde aktarımında bulunur. Anakol yıldızının dış katmanından sürekli beyaz cüceye doğru çekilen madde, zamanla disk şeklinde birikmeye başlar. Eğer anakol yıldızı, cüce yıldıza çok yakınsa, biriken kütle akıntısı, beyaz cücenin yüzeyine düşer.

Anakol yıldızı hidrojence zengin olduğundan, bu düşmenin sonucunda nükleer reaksiyonlardan kaynaklanan patlamalar gerçekleşir. Bu patlamalar, yıldız sisteminin parlaklığında büyük bir artışa sebep olur. Bu artış 7-16 kadir arasındadır. Kadir ölçeğinin nasıl işlediğini merak edenleri şöyle alalım.

Kütle Aşımı

Eğer novamız tekrarlayan nova türündense, yani bu sistem dönem dönem bu şekilde patlamalar yaşıyorsa, bunun sonucunda cüce yıldız farklı bir türe dönüşebilir. Bunun nedeni yıldızın Chandrasekhar Limitini aşmasıdır. Bu limit, kararlı durumdaki bir beyaz cücenin sahip olabileceği maksimum kütleyi ifade eder ve yaklaşık olarak 1.4 Güneş kütlesi civarındadır.

Eğer yıldıza sürekli madde aktarımı gerçekleşirse, yıldızımız şişmanlar ve bu limiti aşar. Bunun neticesinde yıldızın çekirdeğindeki dejenere elektron basıncı, yıldızın kendi kütle çekimsel etkilerine karşı koymakta yetersiz kalır ve yıldızın dengesi bozulur. Kütle çekimine yenik düşerek çökmeye başlayan cüce yıldız da bir nevi süpernova benzeri patlama yapar ve nötron yıldızı veya düşük bir ihtimalle de kara delik olmaktan kaçamaz.

Novalar birkaç çeşittir; hızlı novalar, yavaş novalar, çok yavaş novalar ve tekrarlayan novalar. Bu değerlendirme,  yıldızın parlaklık değişiminin hızı ve dolayısıyla süresiyle ilgilidir.

Novalar, keşfedilme yüzdesi düşük yıldızlar olduklarından, galaksideki dağılımları hakkında bir genelleme yapmak da son derece güçtür.

novalar
Bir de cüce novalar vardır. Bunlar bir beyaz cüce ve genellikle bir kırmızı cüceden oluşan ikililerdir. Parlaklıkları 2 ile 6 kadir arasında değişen bu tipler, SU Ursae Majoris, U Geminorum ve Z Camelopardalis yıldızları olmak üzere 3 başlıkta incelenirler.

Cüce novalar sık sık parlaklık değişimi yaşayan ve genellikle birkaç gün sonra eski haline dönen sistemlerdir.

SÜPERNOVALAR

Süpernovaların novalardan en belirgin farkı, yaşadıkları patlamaların çok daha şiddetli olmasıdır. Bu yüzden parlaklık değişimleri de -16 kadir ile -21 kadire kadar artabilir. Işınım güçlerindeki artış, normal novalara oranla 10.000 kat daha fazla olabilir, çünkü süpernova evresi yaşayan yıldızlar çok büyük kütlelidir.

Yıldızlar nükleer reaksiyonlarla kendi ışık ve enerjilerini üretebilen cisimlerdir. Enerjilerini üretebildikleri sürece içeriden dışarıya doğru olan ışınım basıncı ile, dışarıdan içeriye doğru olan kütle çekimi birbirini dengeler. Ancak enerji üretimi sonsuza dek süremez. Yıldız gittikçe hidrojence fakirleşmeye ve ağır metallerce zenginleşmeye başladığında, ışınım basıncı da bununla orantılı olarak azalır. Bu durumda ışınım basıncı – kütle çekimi arasındaki denge, kütle çekimi lehine bozulur ve yıldızın çekirdeği ağır metallerin etkisiyle içeriye doğru büzülmeye başlar. Kendi üzerine çökme dediğimiz olay budur.

Yıldızın çekirdeğinin çökmesi 0.1 saniye kadar bir sürede gerçekleşir. Bundan 0.5 saniye kadar sonra, çöken kısım dış katmanlarla, şok dalgaları aracılığı ile etkileşir ve nötrino salınımı başlar. Çöküş süreci muazzam bir enerji eşliğinde gerçekleştiğinden, yıldız bu gerilime dayanamaz ve şiddetli bir şekilde patlar. Saniyede 13.500 km gibi bir hızla etrafa kalıntılar saçılır. Yıldızın çökmeye başlaması ile patlaması arasındaki süre 2 saati bile bulmaz.

Büyük kütleli yıldızlar yakıtlarını daha çabuk bitirdiğinden, ömürleri de diğer yıldızlara göre kısadır. Süpernovaların novalardan en önemli farkı, bunun patlayan cisim için bir son olmasıdır. Patlamadan sonra yıldız, kütlesine bağlı olarak nötron yıldızı ya da kara deliğe dönüşür.

Yakınlarda Gözlenenler

Süpernovalar nadir gerçekleşen önemli olaylardır. Patlama sonrasında uzaya saçılan elementler, birçok başka gök cisminin hayat bulmasında rol oynar. Galaksimizde son 1000 yıl içerisinde yalnızca 4 süpernova kayıt altına alınabilmiştir. Bunlardan en eskisine 1054 yılındaki Çin kayıtlarında rastlıyoruz. Kayıtlardan anlaşılan, süpernovanın gündüz bile gözlemlenebilecek kadar parlak olduğu…Bir sonraki kayıt 1572 yılındaki Tycho Süpernovasına, diğeri ise 1604 Kepler Süpernovasına aittir.

Kaydedilen en yakın süpernova patlaması 1987 yılında Şili’deki Las Campanas Gözlemevi’nden yakalanmıştır. SN1987A adıyla anılan bu patlama, Güneş’ten sonra nötrino salınımı yaptığı gözlenen ilk olay olması nedeniyle önemlidir.

Süpernovalar hem uzaya saçtıkları elementler ile yeni oluşumlar sağlarlar, hem de yakınlarında patladıkları cisimleri şok dalgaları yüzünden harabeye çevirirler. Dünya’nın çok yakınında bir süpernova patlaması olsaydı, ilk etapta şok dalgaları ile atmosferimiz kavrulurdu. X-ışını bombardımanı sonrasında yavaş yavaş bitki örtüsü de kavrulur ve besin zincirinin çökmesiyle canlı hayatı son bulurdu. Tabi bunlar olmadan önce yer altına kaçıp, bir süre de olsa hayatta kalabildiyseniz…

İSİMLENDİRME

Mutlaka denk gelmişsinizdir; bazı gök cisimlerine verilen isimler, klavyeye kedi basmış gibi, rastgele görünen harf ve sayılardan oluşur. Ancak elbette bunlar rastgele yapılan adlandırmalar değil. Gök cisimlerinin türlerine göre adlandırma sistemleri geliştirilmiş. Burada sadece nova ve süpernovalar için kullanılana bakacağız.

Novalarda adlandırma yapılırken nove kelimesinin baş harfi olan “N” harfinin yanına, yıldızın görüldüğü takımyıldızın adının kısaltması yazılır. Ardına ise yıldızın keşif yılı yazılır.
N Sgr 1933 gibi…

Süpernovalarda da benzer bir yöntem kullanılır. Önce süpernova kelimesinin sembolü olarak “SN” harfleri yazılır. Ardından keşif yılı ve bulunduğu takımyıldız adının kısaltması yazılır. SN 1572 Cas gibi…

Günümüzde gözlem teknikleri geliştiğinden ve süpernova kalıntılarını yakalamamız eskiye göre daha kolay olduğundan, isimlendirmede küçük bir değişiklik yapıldı. Az önce bahsi geçen SN1987A süpernovasındaki A harfi, o yıl içerisinde gözlemlenen ilk süpernova oluşunu temsil ediyor. Bir başkası gözlemlendiğinde buna SN1987B adını verecektik. Nitekim verdik de…NGC 5850 adlı galakside SN1987B adlı bir Tip II süpernova bulunuyor.

Elbette çok daha fazla detay, süpernova tipleri gibi ayrımlar vs var. Ancak bunları anlatmaya kalkarsak hem yazı çok uzayacak, hem kafalar boş yere teknik detaylarla dolacak diyerek burada kesiyoruz.

Son olarak 2 şeyden daha bahsedelim. Bunlardan biri, bir film…Uzayla ilgili film sevenler ve izlemek isteyenler için afişi buraya bırakıverelim:

sn



Tatlıyı ise sona bıraktım. Uzayın çok ilginç bir yer olduğunu biliyoruz. Ancak bu bahsedeceğim şey gerçekten şaşırtıcı:

Süpernovaların ışığı uzayda yankılanabilir! Evet, doğru okudunuz. Bu ışık kozmik toz bulutlarından yansıyarak Dünya’ya ulaşabilir. Yukarıda bahsi geçen Tycho Süpernovası’nın yankıları 2008 yılında gök bilimciler tarafından keşfedildi. Işığı Tycho Brahe’nin 1572’de gözlemlediğinden 20 milyar kat zayıftı, ama, astronomlar bunun ne olduğunu doğru bir şekilde anlamayı başardılar.

Uzayla kalmaya ve şaşırmaya devam!

Hey, Bizi Facebook’ta Takip Eder misin!

antalya escort

Gokbilimi.Net'in kurucusu, üst yöneticisi ve aynı zamanda da big bossu. Sitesine aşık, yazıları herkesin anlayacağı biçimde açık, biraz da kaçık birisi. Herkesin tanısa seveceği klasik homo sapiens sapiens...