Takımyıldız Nedir? Kaç Takımyıldız Vardır?

Takımyıldız Nedir? Kaç Takımyıldız Vardır?

Şubat 28, 2019 0 Yazar: Sinan ÖZBAŞ

İnsanoğlu, hem yeryüzünde hem de gökyüzünde gördükleri ve anlamlandıramadıkları şeyleri bildikleri bir nesneye benzeterek şemalaştırmayı sever. Tıpkı zebrayı tanımayan küçük bir çocuğun zebrayı gördüğünde onu, tanıdığı hayvan olan eşeğe benzeterek pijamalı eşek demesi gibi. Yıldızlar, gökyüzündeki konumları itibariyle belirli şekilleri andırırlar ve insanlar da bu takım halinde gökyüzünde bulunan yıldızlara belirli isimler vermiştir. Bu yazımızda ise takımyıldız nedir, gökyüzünde kaç tane takımyıldız bulunur ve takımyıldızların bizim için önemi nedir gibi soruların cevaplarına değineceğiz.

Gökyüzünde, binlerce yıldız göğü kaplamakta ve çoğu da toplu olarak yeryüzünde gördüğümüz cisimlere, canlılara benzemektedir. Mitolojide ve astrolojide önemli yer kaplayan takımyıldızlar aynı zamanda astronomi için de oldukça önemlidir. Zira gökyüzünde takım halinde bulunan yıldızlara verilen isimle birlikte bu yıldızlar gökyüzünü tamamen kaplayacak şekilde parçalara bölerler. Fakat bu parçalar eşit büyüklükte değildir. Uluslararası Astronomi Birliği’nin tanımladığı 88 adet takımyıldızı vardır ve bu takımyıldızlardan 44’ü güney yarımkürede, 44’ü de kuzey yarımkürede yer alır. Ancak bazı takımyıldızlar hem kuzey hem de güney yarım küreden gözlemlenebilir.

Takımyıldızların nasıl belirlendiğine dair oldukça geniş bir zamanı kapsayan gözlemler ve kaynaklar mevcuttur. Mesela Orion Takımyıldızı’nın oluşturduğu yıldızları ilk kim seçti? Ya da Aslan Takımyıldızı’nın adı neden aslandır? Kronolojik olarak takımyıldızların tarihine bir göz atalım.

Takımyıldız Tarihçesi

Gökyüzünde, yan yana gibi duran yıldızların bir canlıya veya nesneye benzetilmesi olayı aslında Antik Yunan ve ondan önceki çağlara kadar uzanmaktadır. Takımyıldızları ve onları oluşturan yıldızlardan yazılı anlamda ilk olarak Homeros ve Hesiodos bahseder. Bu takımyıldızlardan bazıları Orion, Ülker ve Büyük Ayı’dır. Takımyıldızlarla gökyüzünü ilk defa parselleyen kişi ise ünlü astronom Ptolemaios’tur (Batlamyus). Batlamyus, kuzey yarım küreyi 48 parçaya böler ve bu şekilde ilk takımyıldızlar ortaya çıkmış olur. Aynı zamanda Batlamyus’un belirlediği bu takımyıldızlar günümüzde de kullanılmaktadır. Çoğunun isimleri, gökyüzünde tasvir edilen hayvan figürlerinden ve tanrısal figürlerden ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlileri de Büyük Ayı ve Avcı (Orion) takımyıldızlarıdır. Aşağıda gördüğünüz görselden de anlayacağınız üzere bu takımyıldızlar her zaman isimlerinin hakkını vermeyebilir.

Avcı Takımyıldızı

Avcı Takımyıldızı

 

Takımyıldızların Önemi

Takımyıldızlar, bir gök cisminin hangi yönde yer aldığını belirlemek ve gözlem aletleriyle kolayca gözlemlemek açısından oldukça faydalıdır. Bir nevi, bir ili bölen ilçeler gibidir takımyıldızlar. Gökyüzünde hangi cismin hangi takımyıldız içerisinde yer aldığını bilmek, gözlem aletinin hangi yöne çevrileceğini de bilmek demektir. Ancak antik çağdan 20. yüzyıla kadar bir otorite tarafından kararlaştırılan takımyıldız sayısı yoktu ve aynı zamanda bu takımyıldızlar gökyüzünü tam olarak kapsamıyordu. Hal böyle olunca da 17. yüzyılda optik biliminin gelişmeye başlamasıyla, gözle görülemeyen yıldızların keşfedilmesi büyük bir sorun teşkil etmeye başladı. Hangi yıldızın hangi takımyıldıza dahil edileceğini belirleyen bir kurum olmaması sonucu astronomlar kafalarına göre takımyıldız sınırları çizmeye başladılar ve bu durum sonucunda bilinen 108 takımyıldız ortaya çıktı. Ancak 1945’te Uluslararası Astronomi Birliği’nin kararı sonucu gökyüzü 88 takımyıldıza bölündü ve tüm bu takımyıldızlar gökyüzünü tam anlamıyla kaplamış oldu.

Aynı zamanda günümüzde keşfedilen yıldızların hangi takımyıldıza ait olduğu da oldukça önemlidir, çünkü keşfedilen yıldız, ismini o takımyıldızdan almaktadır. Yanisi, yıldız isimlendirmelerinde de takımyıldızlardan oldukça sık faydalanmaktayız.

Büyükayı (altta) ve küçükayı (üstte) takımyıldızları

 

Takımyıldız İsimlendirme

Kuzey yarım kürede isimleri oldukça eski tarihlerde konulsa da aynı durumu yalnızca güney yarım küreden görülebilen takımyıldızlar için söyleyemeyiz. Nitekim güney yarım küreden görülebilen takımyıldızların isimlendirilmesi 16, 17 ve 18. yüzyıllara kadar uzanmaktadır. Bu nedenle de güney yarım küre takımyıldızlarının isimleri mitolojik karakterlerden ziyade icat edilen nesnelerin, kuş ve balık türlerinin isimlerini almıştır. Nicolas Louis de Lacaille, güney yarım küredeki takımyıldızları keşfetmede ve isimlendirmede öncüdür. Teleskop, Sekstant, Oktant, Cennet Kuşu, Uçan Balık, Mikroskop ve Kılıç Balığı takımyıldızları bu tür yeni çağ takımyıldızlarına örnek olarak gösterilebilir.

Takımyıldızlar, genel olarak, gökyüzünün parlak yıldızlarının sınır olarak belirlenmesiyle oluşur. Orion Takımyıldızı’nda bu durum açıkça görülür. Betelgeuse ve Bellatrix avcının üst kısmını; Alnilam, Alnitak ve Algjebba avcının kemerini; Rigel ve Saif ise avcının alt kısmını oluşturur. Gözle açıkça fark edilebilen bu yıldızlar, optik bilimi gelişmemiş yüzyıllarda da rahatlıkla seçilebiliyordu. Ancak teleskoplar yüzyıllar geçtikçe gözle görülemeyen parlaklıktaki yıldızları keşfedecek teknolojiye geldiğinde takımyıldız ailesine yeni yıldızlar da katılmaya başladı ve yıldız isimlendirmesinde takımyıldızlar önemli bir rol oynamaya başladı.

Takımyıldızların en parlak yıldızları alfa (α), beta(β) ve Yunan alfabesinin diğer harfleri sırasıyla isimlendirilmeye başlandı. Alfa olarak isimlendirilen yıldız parlaklık olarak takımyıldızın en parlak yıldızı konumundadır. Ancak yıldız keşifleri arttıkça Yunan alfabesi yetmedi ve Latif harflerine, oradan da sayılara geçilmeye başlandı.

Yakın Geçmişte…

Geçmişte çıplak gözle keşfi yapılan yıldızların hepsinin özel bir ismi vardır. Örnek olarak Sirius, Aldebaran, Rigel, Arcturus, Polaris gibi yıldızları gösterebiliriz. Bu yıldızların isimleri genellikle Arapça, Latince ve Yunancadır. Ancak teleskobun icadı ve gelişen teknoloji sonrası binlerce yeni yıldız keşfedilmeye başlandı. Keşfedilen bu yıldızlara mitolojik ve özel anlam taşıyan isimler konması bir hayli zor olduğu için kataloglar oluşturuldu ve yeni keşfedilen her bir gökcismine bu katalog numarası verilmeye başlandı. Bu kataloglardan en önemlileri IC (Index Catalogue), NGC (New Genel Catalogue) ve M (Messier Catalogue)’dir. Bu kataloglar, 18. ve 19. yüzyıllarda yayınlanmış ve geliştirilmiştir. 20. yüzyıla geldiğimizde ise yıldız keşfinde büyük patlamalar yaşandı ve keşfedilen yıldızlara yeni kataloglar oluşturuldu. Bunlardan bilineni de 1957 yılında Alman astronom Wilhelm Gliese tarafından yayınlanan Gliese Kataloğu’dur. Bu katalogda Dünya’dan 25 parsek uzaklıktaki alanda bulunan yıldızlar yer alır.

Günümüzde ise keşfedilen bir yıldıza veya galaksiye, keşfi doğrulanana kadar geçici isim verilir. Keşfi doğrulandığında ise genellikle bağlı olduğu takımyıldızdan ve keşif yılından gelir ismi. 2MASS J23062928-0502285 ismi size ne çağrıştırıyor? Bu, keşfiyle hepimizi heyecanlandıran TRAPPIST-1 cüce yıldızının bilimsel adıdır.

 

 

Takımyıldızları Oluşturan Yıldızlar

Takımyıldızlar, takım olarak adlandırıldıklarından, her ne kadar uzayda aynı noktada olduklarını düşündürseler de, aslında bu yıldızlar birbirlerinden bağımsızdır. Dünya’dan uzaklıklarını hesaba katmadığımızda yan yana olduğunu düşündüğümüz bu yıldızların aslında birbirleriyle bağları yoktur, çünkü bu yıldızlar birbirlerinden onlarca hatta yüzlerce ışık yılı uzaklıktadır. Bu nedenle, takımyıldızları oluşturan yıldızların birbirleriyle bir ilişkisi olduğu düşünülmemelidir. Takımyıldızların bu görünümleri, uzayın genişliğini, uzunluğunu ve derinliğini de hesaba kattığımızda Dünya dışındaki başka bir gezegendeki gözlemci için oldukça değişkendir. Aşağıdaki görsel bu durumu daha net kavramanızı sağlayacaktır.

 

Kaynaklar ve İleri Okuma:

1. https://stardate.org/nightsky/constellations