Uzay Araçları ve İletişim Yolları

Uzay araçları…
Nedir uzay aracı? Tanım basit; uzayda çalışması için tasarlanmış araçlara uzay aracı denir. Bunlar çeşitli amaçlara hizmet edebilirler; herhangi bir gezegeni yakından araştırmak, haberleşme, güvenlik, askeri işler gibi…

Hatta yakın zamanda uzay turizmi ya da savaş amaçlı araçlar da bunlar arasında yerini alacak. Biz bu arada Ay’a gidilip gidilmediğinin kavgasını yapaduralım -_-

Uzay araçları insanlı ya da insansız olabilir. “NASA neden Ay’a insanlı uçuş gerçekleştirmiyor?” sorusuna bir cevap bu aslında; zaten insansız ve daha az masraflısı dururken, abartmaya gerek yok. İnsanlı uçuşların masrafı şöyle dursun, gidecek insanların beden ve ruh sağlığı, sağ salim geri getirilmeleri gibi durumlar sorun yaratabilir. Üstelik günümüzde Mars ve çok daha öte gezegenlere niyeti bozan insanoğlunun, Ay’da yapılacak çok da fazla işi kalmadı. Zaten Apollo uçuşlarıyla yeterince insanlı sefer yapılmıştı. Şimdi sırada Mars’a insan gönderme planları var. Burun sokmadık bir orası kalmıştı demeden edemiyor insan.

Aslında Ay’da yapılacak iş kalmadı dediğime de bakmayın. Zira Ay, asteroid madenciliği yapabilmek için kullanılması planlanan bir uydudur.

Yeri gelmişken belirtelim; uzay araçlarının tasarım sürecinde görev almak için havacılık ve uzay mühendisliği bölümünü bitirmeniz gerekir. Mühendislik işlerine ait bilgiler astronomi bölümünde öğretilmez.

 

Uzay Araştırmaları Ne Kadar Eskiye Uzanıyor?

Aslına bakarsanız çok, ama çok eskilere…Mesela roketlerle giriş yapalım konuya;

İlk roket denemeleri, uzaya çıkmak maksadıyla olmasa da, Çinliler tarafından 1045 yılından önce yapılmış. Ancak tam anlamıyla başarılan bir şeyler olmuş mu, orası meçhul. Daha sonra 13. yüzyılda, yine
Çinliler tarafından gerçek anlamda kullanılmaya başlandı roketler. Bunları bazı savaşlarda kullandıkları da biliniyor. Tabi şu andaki roket teknolojisinden bahsetmiyoruz. O dönemlerde yapılanlar çok daha basit
mekanizmalardı ve barutla çalışıyorlardı.

Daha sonra, her zamanki gibi Avrupalılar “aman geri kalmayalım hiçbir şeyden” diyerek bu işe de el attılar. Sonrasında bu işlerin baba isimleri yavaş yavaş tarih sahnesine çıkmaya başladı. Bu arada bizimkiler
de bir küçük deneme yapmayı ihmal etmemişler. 17. yüzyılda yaşayan Lagarî Hasan Çelebi isimli bir Osmanlı vatandaşı, 50 okka barut macunu kullanarak 7 kollu bir fişek yapmış. Bununla, IV. Murad’ın kızının
doğduğu gece yapılan şenliklerde Sarayburnu’ndan havaya yükselerek, elindeki kartal kanatları aracılığıyla, Sinan Paşa Köşkü önünde denize inmiş. Macunu bitmese alıp başını gidecekti sanırım. Uçmanın
tadını bir kez alanın, bir daha yere inmek isteyeceğini pek sanmam.

20. yüzyıla doğru yaklaşılırken, Goddard, Tsiolkovsky (hakkındaki Rusça bir videodan öğrendiğim kadarıyla ‘Salkovski‘ okunuyormuş), Oberth gibi isimler, roket alanındaki çalışmalarıyla ün kazandılar.
Tsiolkovsky, ‘tepkili itme’ yöntemiyle uzayda uçuş yapılabileceğini öne sürdü. Bu ve benzeri konularda 500 makale yazdı. Günümüzde kullanılan teknolojilerin temeli olan bazı yenilikler önerdi. Roketlerde sıvı
yakıt kavramını ortaya attı. Ardından Goddard, bu çalışmalardan habersiz olarak ilk roket motoru tasarımını yaptı ve havada bir süre kalıp 56m uzağa düşen bir roket denemesini hayata geçirdi.

Alman roketçiliğinin kurucusu olarak sırada Oberth vardı. Alman bilim insanlarıyla beraber Uzay Yolculuğu Derneği‘ni kurdular. Meşhur Von Braun, Oberth’in asistanıydı. Oberth daha sonra Apollo projesinde de
görev aldı.

Wernher von Braun önceleri Almanya’da çalışmaktaydı. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika’ya mı Rusya’ya mı teslim olsam diye düşünüp taşındıktan sonra, seçimini Amerika’dan yana yaptı.

BsWc8OPCAAE7lWb
ABD’ydi, Rus idi…ABD’ydi, Rus idi…

 

Sonrasında NASA’da çalışmalarına devam etti ve Apollo projesinin meşhur Saturn V roketini tasarladı.

S-IC_engines_and_Von_Braun
Von Braun tasarladığı roketle görülüyor.

 

İtiraf edeyim, tarihi konuları anlatmakta çok başarılı değilim. Nedendir bilmem, işin tarihi malumat kısmından hep nefret etmişimdir. O yüzden aralarda önemli sayılabilecek olaylar varsa bile, bunları koca koca
adımlarla atlayarak, çok genel başlıklara değinmeyi tercih eden biriyim. Bu konuyu da o yüzden çok daha fazla ayrıntıya girmeden kapatacağım.

Sizi yeterince sıktığıma göre konuyu artık değiştirebilirim.

Roket Nedir, Nasıl Çalışır?

 

rkt

 

Uzay araçları farklı şekillerde tasarlanabilir. Yüksek ısıya, basınca ve radyasyona karşı dayanıklı olmak zorundadır bu araçlar. Aracın mümkün olduğu kadar hafif sistemlerden oluşması tercih edilir. Yine de
kullanılan malzeme ve büyüklükten dolayı bu araçlar tonlarca ağırlıkta olurlar. Araçlar genellikle yörünge modülü, yakıt tankı gibi birkaç parçadan oluşurlar ve tekrar kullanılmayan tek parçaları yakıt tanklarıdır.
Roketlerin ucu, sürtünmeyi en aza indirgeyecek şekilde ince ve sivridir. Roketler birkaç bölmeden oluşurlar, ama genellikle 3 bölme bulundururlar. Uç kısımda kargo bölümü vardır. Bu bölümde taşınan yük bir uydu da olabilir, bomba da…Uydu veya uzay araştırması için farklı bir bölüm taşıyorsa ismi taşıyıcı ya da fırlatıcı (Titan, Ariane, Saturn roketleri gibi) ; bomba gibi askeri amaçlara hizmet eden bir yük taşıyorsa ismi füze olur. Yani yapılan işe göre adı da farklı olabilir ve yine yaptığı işe göre roket insanı vezir de eder, rezil de…
Untitled-2

 

Yakıt bölmesi 2. bölmedir ve roketin ağırlığının büyük kısmı bu bölmeden kaynaklanır. Yakıt tankları birkaç parçaya bölünmüştür ve boşalan parça, ağırlık yapmaması için araçtan ayrılır. Yani kaba tabiriyle ‘şutlanır’. Uzay çöplerinin bir kısmı bunların kalıntılarından oluşur.

3. bölüm ise motor bölümüdür. Bu bölüm yanmayı kontrol eder, ısıyı ve gazı dış ortama aktarır, itmeyi sağlar vesaire…Yani teknik donanım kısmıdır diyebiliriz özetle.

Roketin yerden yükselip amacına doğru yelken açabilmesi için, motorun, bu koca kütleyi istenilen şekilde hareket ettrebilecek kadar büyük güç üretmesi gerekir. Yapılan hesaplamalarda büyük dikkat gerekir.
Roketin kütlesi, hareket edebilmesi için gereken itme kuvveti, korunacak olan momentumu, ivmesi, hesaba katılması gereken sürtünme, verimlilik…Bu gibi konular çeşitli formüllerle hesaplanarak en uygun tasarım yapılır. En ufak hatada onca emek, zaman ve masraf çöp olacaktır çünkü. Özellikle insanlı uçuşlarda buna can kaybı da ekleneceğinden, kötü müteahhitlere benzeyen mühendislerden uzak durmak gerekir. Hoş, o müteahhitlerden de uzak durmak gerekir de, konumuz o değil.

Roket yakıtları verimlilik bakımından özenle seçilmelidir. Gelecekte bu iş için anti-maddenin kullanılacağına dair söylentiler var. Tabi KÜÇÜK bir sorunumuz var. O da anti-maddenin henüz öyle elimizi kolumuzu
sallaya sallaya, rahatça elde edebileceğimiz bir şey olmaması. Ha, bir de fiyatı var; 1 gramı yaklaşık 100 trilyon dolarcık! Birkaç ülke ekonomisi bile karşılayamıyor. Artık nasıl yapacaklar da bunu yakıt olarak
kullanacaklar, bilemiyorum. Umut dünyası işte!

Daha mantıklı bir başka yöntem ise ksenon gazını yakıt olarak kullanmak. Bu sayede daha uzun mesafeler daha az yakıt kullanılarak alınabilir. Ancak kesin olan şudur ki, sıvı yakıtlar katı yakıtlara göre çok
daha avantajlıdır.

Neden uzayda jet motoru değil de roketler kullanılıyor?

Jet motorları, çalışmaları için gereken ve yakıcı olarak işlev gören oksijeni atmosferden sağlarlar. Oysa roketler yanıcı ve yakıcı maddeleri beraberinde taşıyan ve bu yüzden havasız ortamda da çalışabilen araçlardır.

Sadece Roket Mi Var?

Roket roket diye sayıklayıp duruyorum, ama tabi ki uzay aracı dediğimizde anlamamız gereken tek şey roketler değil. Yapay uydular, robot yüzey araçları, sondalar, mekikler de aklımıza gelmeli. Bu araçların türlü çalışma prensipleri olabiliyor. Kimisi roketler gibi sıvı yakıt ve itme gücünden faydalanır, kimisi Güneş yelkenlileri gibi ışınım basıncından faydalanır, kimisi düşük bir ampul çalıştırabilecek kadar
elektrik kullanır. Araca ve amaca göre değişiyor bu durum.

Mekikler…Bunlar yeniden kullanılabilen ve uçak gibi yere iniş yapabilen, bazen çok büyük uyduları da taşıyabilen araçlardır. Discovery, Atlantis, Endeavour en meşhur örneklerdir.

22129-ucakla-boyle-tasindi
Görgüsüzlük gibi olmasın, ama uçağımız da var, mekiğimiz de ^^

 

Uzay sondaları gezegen ya da uyduları yakından incelemek için kullanılan araçlardır. Bunlar yörüngeye oturtulabilir, yüzeye çarptırılabilir, yüzeye indirilebilir veya yakın geçiş yapabilirler. örnek olarak Luna1, 
Huygens, Spirit gösterilebilir.
s

 

Yapay uydular, belli bir amaç için bir gezegenin yörüngesine oturtulurlar. HIPPARCOS, Hubble, UUİ, TÜRKSAT 2A gibi..
y

 

Çoğumuzun adını bir şekilde duyduğu meşhur Cassini, Kepler, Voyager gibi araçların yanında, yine çoğumuzun haberdar olmadığı SHIZUKU, MAVEN, Juice gibi araçlar da mevcut.
Görüldüğü gibi uzaya gitmek isteyene araç çok. Yeter ki niyet olsun ( :

Gelelim esas merak edilen sorunun cevabına:

UZAY ARAÇLARI DÜNYA İLE NASIL İLETİŞİM KURUYOR?

Güzel.

Bu haftalık da bu kadar, hoşça kalıııın!

(: Arkası yarın denilen diziler vardı eskiden radyoda. Tam olayın civcivli yerinde biterdi. Ertesi günü beklemek zorunda kalırdınız. Sinir bozucuydu. İnsanoğlu kendisine işkence edecek ne kadar çok yöntem bulmuş :/

Uzay araçları, onlarla haberleşmeyi sağlayacak olan istasyonlarla radyo dalgaları aracılığı ile iletişim kuruyorlar. Bu esnada farklı amaçlı radyo dalgalarıyla çakışmalarını önlemek gerekiyor elbette. Bunun
için de bu istasyonların yerleri özenle seçiliyor. ABD’nin California eyaletinde Goldstone Uzay İletişim Merkezi isminde bir yer var.

 

d
Evet, varım.

 

Bu merkezde 70 metrelik çapa sahip parabolik antenler bulunuyor.

 

70

Bu antenler NASA’nın uzay görevlerinde kullanılan araçlarla iletişimi sağlıyor. İncelemek isteyenler için site linki http://www.gdscc.nasa.gov/

Yine California’da bulunan ve yukarıda bahsettiğim merkezin de bir parçası olduğu Deep Space Network iletişim ağı, Güneş Sisteminin uzak noktalarındaki araçları bile takip edebiliyor. Bu iletişim ağı ABD, İspanya ve Avusturalya olmak üzere 3 ülkede istasyonlara sahip.
c

 

Son zamanlarda uzay araştırmalarına yönelik hamleler sıklaştı ve uzaydan dünyaya daha çok veri transferi gerçekleşmeye başladı. Bunu karşılayabilecek bir sistem gerekiyor. Bu amaçla son yıllarda lazer ışınlarının kullanıldığı iletişim sistemlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılıyor. Biz de her zaman olduğu gibi ilgiyle izlemeye devam ediyoruz.

Hey, Bizi Facebook’ta Takip Eder misin!

antalya escort